ABD ile İran arasındaki gerilim yeniden tırmanırken, Washington'un bölgeye yönelik askeri hamleleri "sınırlı bir saldırı" ihtimalini yeniden gündeme taşıdı. Son günlerde ABD'nin Orta Doğu ve çevresindeki üslerde hava gücünü artırdığına, ayrıca ikinci uçak gemisinin bölgeye yönlendirildiğine dair haberler, olası bir operasyon senaryosunu güçlendiriyor.
Bu tablo, "mutlaka saldırı olacak" demek değil. Ancak güvenlik adımları ve diplomatik gerilim birlikte okununca, en olası senaryo uzmanlara göre "sınırlı ve hedefli bir vuruş / caydırıcılık operasyonu" olarak öne çıkıyor.
1) Sınırlı saldırı (hava/füze vuruşları):
ABD'nin hedefi "kapasiteyi zayıflatmak ve mesaj vermek" olur. İran'ın doğrudan karşılık vermesi ya da vekil unsurlar üzerinden misilleme ihtimali artar.
2) Diplomasiyle gerilimin düşmesi:
Askeri yığınak bir "pazarlık baskısı" olarak kullanılır, görüşmelerden bir ara formül çıkar.
3) Bölgesel tırmanma ve enerji şoku:
En riskli senaryo burası: Hürmüz Boğazı'nda tansiyon yükselir, deniz taşımacılığı ve sigorta maliyetleri sıçrar; petrol fiyatı tüm dünyada yeni bir dalga başlatır.
Kısa vadede enerji ihracatçıları: Petrol ve gaz fiyatı yükselirse gelir artar.
Savunma/askeri tedarik ekosistemi: Risk algısı büyüdükçe harcamalar artma eğilimine girer.
İran: Ekonomik baskı, altyapı ve kapasite kaybı riski.
Bölge ülkeleri: Misilleme döngüsü ve güvenlik baskısı.
Küresel ekonomi: En büyük yara, enerji ve lojistik fiyatları üzerinden gelir.
Türkiye için riskin ana kanalları çok net:
1) Enerji faturası artışı → enflasyon baskısı
Akaryakıt fiyatı; lojistik, gıda ve üretim maliyetlerine hızla yansır.
2) Cari dengeye olumsuz etki
Enerji ithalat maliyeti yükseldikçe cari açık üzerinde baskı artar.
Bu ilişkinin altını TCMB'nin çalışmaları da çiziyor: petrol fiyatlarındaki artışların Türkiye'de enflasyon ve cari denge üzerinde belirgin etkisi olduğu vurgulanıyor.
3) Piyasalarda risk primi (kur, faiz, beklenti kanalı)
Gerilim uzarsa küresel risk iştahı düşer; Türkiye gibi gelişen ülkelerde dalgalanma artabilir.
Burada tek bir rakam söylemek doğru olmaz; çünkü etki petrol fiyatının ne kadar ve ne kadar süre arttığına bağlı.
Kısa süreli gerilim: Türkiye'de etkisi daha çok akaryakıt ve enflasyon beklentisi üzerinden hissedilir.
Hürmüz/taşımacılık aksarsa: Etki büyür; navlun + sigorta + arz zinciri şoku devreye girer. Bu senaryo küresel fiyatları daha sert iter.
Asıl kritik soru şu: Gerilim ne kadar sürer ve enerji akışını ne kadar bozar?
Türkiye'nin maliyeti de tam olarak bu sürenin ve enerji fiyatlarının seyrinin fonksiyonudur.