Bir Akademik İlke İmza Atmak
Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer, psikoloji ve sosyolojiyi bir araya getiren özgün çalışmalarıyla tanınıyor. Prof. Dr. Derya Berrak ile birlikte Türkiye genelinde yaklaşık 15 aylık titiz bir çalışma yürüterek, dünyada ilk kez geliştirilen Madonna–Fahişe Sendromu Ölçeği'ni bilimsel literatüre kazandırdı. Bu çalışma, iki Türk akademisyenin uluslararası ölçekte bir ilke imza atmasını sağladı.
Aşk Acısı Neden Bu Kadar Derin?
Prof. Dr. Yıldırımer, "Aşk acısı başkadır" ifadesini bilimsel olarak açıklıyor. Temel neden, insanın en güçlü bağı kurduğu ilişkide en savunmasız hale gelmesidir. Birey, en yoğun duygusal incinmeyi burada yaşar. Ayrılık, yalnızca bir ilişkinin bitmesi değil; kişinin umutlarının, beklentilerinin ve kendine dair kurduğu anlamın da sarsılmasıdır.
Aşkın Toplumsal Boyutu
Prof. Dr. Yıldırımer, aşkın sadece bireysel bir duygu olmadığını vurguluyor. Toplum, kültür ve beklentiler tarafından şekillendirilir. Modern sosyolojinin önemli isimlerinden Eva Illouz da aşkın bireysel yaşandığını ama toplumsal olarak inşa edildiğini söyler. Sevdiğimizi kaybettiğimizde yalnızca bir kişiyi değil; onunla kurduğumuz geleceği de kaybederiz. Bu yüzden şafak söktüğünde acı daha derin hissedilir.
İlişki Bittiğinde 'Ben' De Dağılır
Prof. Dr. Yıldırımer, Georg Simmel'in tanımına atıfta bulunarak aşkı insanın kendini bir başkasında tamamlama çabası olarak açıklıyor. Sevdiğimiz kişiyle sadece bir ilişki yaşamayız; aynı zamanda kendimizin bir versiyonunu da onunla birlikte inşa ederiz. İlişki bittiğinde aslında o "ben" de dağılır. Bu yüzden çoğu zaman yalnız sevdiğimiz kişiyi değil, onunla var olan kendimizi özleriz.
Aşk Acısının Biyolojik Karşılığı
Bilimsel çalışmalar aşkın beyindeki dopamin, oksitosin ve serotonin sistemleriyle güçlü biçimde ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Aşk acısı yaşayan insanların beyin görüntülemelerinde, fiziksel acı yaşayanlarla neredeyse aynı bölgelerin aktive olduğu görülüyor. Yani ayrılık beyin için gerçek bir yaralanma gibidir. "Aşk acısı başkadır" sözü sadece romantik bir ifade değil, bilimsel bir gerçektir.
Modern Toplum ve Aşkın İdealizasyonu
Prof. Dr. Yıldırımer, modern toplumun aşkı fazlasıyla idealize ettiğini belirtiyor. Filmler, diziler, şarkılar aşkı bir kurtuluş, bir tamamlanma hali gibi sunuyor. İlişki bittiğinde ise bu büyük beklenti çöktüğü için kişi derin bir boşluk hissiyle karşı karşıya kalıyor. Şafak söktüğünde içimizin burkulmasının nedeni de budur.
Son Söz: Aşk Acısını Anlamak
Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer, insanın birini özlerken çoğu zaman sadece onu değil; onunla kurduğu anlamı, umutları ve kendisinin daha mutlu versiyonunu özlediğini söylüyor. Aşk acısını küçümsememek gerekir. Bu duygu insanın hem toplumsal bağlarının hem de biyolojik yapısının bir sonucudur. Doğru anlaşıldığında ise kişiyi büyüten, olgunlaştıran ve kendini yeniden keşfetmesine alan açan bir deneyime dönüşebilir.
Bütüncül Bir Bakış Açısı
Akademik çalışmalarını yalnızca teorik çerçeveyle sınırlamayan Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer; saha araştırmaları, bilimsel ölçek geliştirme çalışmaları ve klinik gözlemleriyle, insan ilişkilerine bütüncül bir bakış açısı kazandırıyor. Bilimsel literatüre sunduğu özgün katkıların yanı sıra; aşk, aile yapısı, modern ilişkiler ve insan psikolojisi üzerine kaleme aldığı yazılarla akademik bilgiyi toplumla buluşturuyor. Çalışmaları, ilişkileri yalnızca bireysel duygular üzerinden değil; toplumsal yapı, psikolojik dinamikler ve biyolojik etkenler çerçevesinde ele alarak çok boyutlu bir analiz sunuyor.