Eskiden evlerimizin kapısı vardı.
Şimdi ekranlarımız var.
Kapıyı kilitlerdik; yabancı içeri girmesin diye.
Şimdi ise cebimizde taşıdığımız bir ekranla, dünyanın her türlü içeriğini evimizin ortasına kadar buyur ediyoruz.
Ve çoğu zaman fark etmiyoruz.
Sosyal medya artık bir misafir değil.
Ev sahibi.
Oturma odamızda.
Yatak odamızda.
Çocuk odasında.
Hatta soframızda.
Ama bu "misafir" her zaman masum değil.
Şiddet var.
Ahlaki sınırları zorlayan içerikler var.
Kumar kültürü var.
Uyuşturucu normalleştirmesi var.
Zina romantize ediliyor.
Ve biz çoğu zaman sadece izliyoruz.
Çocuk için en güçlü referans anne-babadır.
Bir çocuk şunu düşünür:
"Annem babam izliyorsa kötü olamaz."
Oysa biz izlediğimiz her içerikle farkında olmadan bir onay veriyoruz.
Sessiz bir fetva.
"Bu normal."
"Bu sıradan."
"Bu hayatın bir parçası."
Çocuk değerleri kitaptan değil, evin atmosferinden öğrenir.
Ve o atmosferi artık algoritmalar şekillendiriyor.

Aile mahremiyeti sadece fiziksel sınır değildir.
Zihinsel sınırdır.
Duygusal sınırdır.
Ahlaki sınırdır.
Sosyal medya bu sınırları yavaş yavaş silikleştiriyor.
Eskiden utanılan şeyler şimdi "trend."
Eskiden gizlenen günahlar şimdi "içerik."
Eskiden sakınılan görüntüler şimdi "eğlence."
Ve biz çocuklarımızın eline, sınırsız bir ekran bırakıyoruz.
Bugün gençliğin yaşadığı kimlik bunalımı, yalnızca ekonomik değil.
Zihinsel bir kuşatma söz konusu.
Algılar ekranla inşa ediliyor.
Normal kavramı yeniden tanımlanıyor.
Aile, evlilik, sadakat, edep…
Hepsi dönüşüyor.
Eğer aile kendi iç disiplinini kuramazsa,
çocuğun öğretmeni algoritma olur.
Ve algoritmanın merhameti yoktur.
Çocukları dünyadan koparmak çözüm değil.
Ama sınır koymamak da çözüm değil.
Aile içi dijital disiplin şart.
Ortak izleme kültürü şart.
Seçici içerik bilinci şart.
Ve en önemlisi örneklik şart.
Çocuk, söyleneni değil yapılanı taklit eder.
Eğer evin içinde ekran, değerden daha güçlü ise,
çocuk ekranın çocuğu olur.
Mahremiyet kaybolduğunda aile çözülür.
Aile çözülürse toplum çözülür.
Sosyal medya çağında asıl mücadele dışarıda değil,
evin içinde veriliyor.
Ve o mücadele, anne-babanın bilinçli tercihiyle başlıyor.