• BIST 100

    10771,40%0,29
  • DOLAR

    32,82% 0,04
  • EURO

    35,04% -0,18
  • GRAM ALTIN

    2449,21% -1,62
  • Ç. ALTIN

    4004,66% 0,79

Semina Habibe AYDIN


Allah'ın Planına Güven | 2

Hayat kitabımız Kur'an-ı Kerim'de insanın aceleci, nankör ve cahil oluşu anlatılır. Hiçbir harfinin boş anlam ifade etmediği böylesi kıymetli bir yaşam klavuzunda neden anlatılır ki bu özellikler! İnsan mayasında, nasıl bir duygu mekanizmasının çalıştığını işaret ediyor olabilir miydi?


Hayrı ister gibi şerri de ister insan.

Kendisine nasıl bir durumun dokunacağını bilmeden ister.

12 yaşındaki kıymetli bir kardeşimin enfes ifadesi ile
"Hz. İbrahim Peygamberimiz gibi Allah'a güvenmeyi öğrenmeliyiz. Çünkü Allah'a güvenmek; insanın kendi aklında veya duasında olandan daha iyi bir planın olduğunu bilmek ve akibeti ona bırakmak demektir.
Hakiki güvenmek; aklıyla, kalbiyle ve tüm hissiyatıyla ona teslim olmak demektir.
Yaşam tercihimden dolayı, sona eren arkadaşlıklara üzülmüyorum artık. Çünkü Allah'ın benim için daha kaliteli arkadaşlıklar sunacağına; istediklerimin gerçekleşmemesi durumunda üzülmek yerine, rabbimin benim isteklerimden daha güzelinin bana ikram edeceğine öyle itimat ediyorum ki.."

Ne muhteşem bir bilinç ne muhteşem bir teslimiyet. Rabbim salih kullarından kılsın onu ve salih kullarla kuşatsın hem dünyasını hem ahiretini..

...

İnsan bu demiştik, aceleci bir mayaya sahip. Allah'a dua ederken dahi kaderi ve kazayı yaratana tam tam teslimiyetin olmadığını yansıtan duygular ve yaklaşımlar sergiler. Haşa, Allah'a güvensizlik gibi algılanabilecek şekilde dua ve temennilerinde 'çabuk ver hemen ver' gibi üslup kullanır.

Biraz kendi hîra'sına çekilse şu hakikatleri ayan beyan görecek insan:
Allah'ın bizim için uygun gördükleri, takdir ettikleri zaten hazır ve bekleme salonunda duruyor. Fakat Rabbimiz bunları, yine kendisinin takdir ettiği zaman ve zeminde bize sunacak.
Yeter ki aktif bir bilinç ve halis bir kulluk şuuruyla, diri bir imana sahip olunsun. O vakit bu hakikati görür insan. Allah'ın bizim için yarattıklarının, uygun olan zaman ve zeminde bize sunulacağını kalben, aklen ve fikren idrak edebilme marifeti bizleri kazanma kuşağında iken kaybedenlerden olmaktan kurtaracaktır.

Duaların kabul edilme durumları veyahut çeşitleri malumunuz. Ya vaktidir hemen verilir ya ertelenerek verilir ya daha güzeli verilir veyahut ahirette verilir. Bazen olur ki hiç kabul olmadı zannettiğin dua seni nice büyük badirelere düşmekten kurtarır.

İnsan bu, gerçekten teslimiyet göstermiş olsaydı herşeyin ardı ardına teker teker çözüldüğünü görürdü.

Acele etmeden, haşa Allah'a komut verir moda düşmeden, Umut ile Rabbinin kendisine ikramlarını sunacağı zamanı ve zemini izlemeli, bunun kendisine ulaşması için kaliteli bir kulluk ve kaliteli bir karakter ile azimle beklemeli..

Dilediği, arzuladığı herşeyin anında olduğu bir zeminde insan, kıymet bilen biri olarak yaşamakta ne derece başarılı olur bilinmez.

...

Nefis ve irade fonksiyonları, imtihan içinde yaşayan insanın başıboş olmadığını, her arzuladığının bir anda gerçekleşmeyeceğini, kalite testinin sürekli işlediğini fertlere gösterir.

İmtihan bilinci de insanın Allah'a güvenini ortaya koymada kıymetli bir fonksiyondur.

Hz. Yakup ile oğlu Hz. Yusuf zahirde ayrıldılar. Dualar, yakarışlar bir noktadan sonra yerini teslimiyete bırakmıştı. Teslimiyet içindeyken dahi, uzun yıllar ayrı kaldılar. Lakin manada imtihanlarını vermiş ve dünyada dahi lütfu ilahiye muhatap olmuş baba oğul iki güzide peygamber, Kuran'da uzun uzadıya anlatılan bir surenin baş konuğu olmuşlardı.

Muhteşem Yusuf suresi bize dua ve isteme adabını öğretirken Rabbimiz'in bizleri, bizde olanları bazen alarak bazen uzaklaştırarak muhafaza ettiğine şahit tutuyor.

İstemeyi öğrenen, umutla Rabbinin ikramlarını arzulayan, edeple halini arz edebilen kullarından olabilmek duasıyla..

Selam ve muhabbetle sizleri emanetleri zayi etmeyen Rabbime emanet ediyorum.
 

Yazarın Diğer Yazıları


29.1° / 21°

YAZARLAR