Uzun bir aradan sonra Sivas sinirindan geçip Malatya topraklarina giriyorum.
Burnuma buram buram kayisi kokusu geliyor.
Sahi özlemisim ben Malatya'yi.
Açiyorum cami kokluyorum, misss gibi Dag havasini.,

50 Rakimdan 1500 Rakima gelince çarpiliyor insan.
Daglari bile farkli buralarin
Malatyanin. Kayalari da havasi da sert ama Insanlari bir o kadar Merttir.
Ilk durak Darende.
Olamazsin üç beldeden Gürün'den, Divrigi'den, Darende'den demisler ya
bence dogru bir söz.
Darende insani çok çaliskan ve misafirperver.
Ülkemizin birçok yerinde hatta yurt disinda birçok Darende'li var ki hemen hemen hepsi de ticaret ile ugrasiyor yani girisimci bir ruha sahipler.
Vakit sabah saatleri oldugundan önce Darende’de çorbami içtim.
Tabii çorbami içerken de yan masamizdaki Darende'lilerle sohbet imkani bulduk.
Bu yil kayisi rekoltesi düsükmüs bunun için biraz üzgünler ama tabii kayisi az olunca fiyat yüksek olacagindan pekte takmiyor gibiler.
Yan masamizdaki yaslica amca,
“Geçen sene 4 ton kayisi kaldirdim bu yil 2,5 ton ama aldigim para neredeyse ayni hem daha az yoruldum hem de daha az isçi parasi verdim” diye gevrek gevrek güldü. Bizde nesesine ortaklik edip birlikte güldük.
Tereyagli ve lezzetli çorbami içtikten sonra solugu Somuncu Baba da aldim.
Somuncu Baba külliye ve müstemilati ulviyeti ile muhtesem bir yer.
Agaçlarin arasindan geçen Tohma çayinin serinligi anlatilmaz. Hele Külliyenin ve etrafinin temizligi…
Gerçekten kim yapiyor ve ilgileniyor ise Allah razi olsun.
Darende’den çiktiktan sonra epeydir methini duydugum ve görmek istedigim Levent vadisine gidiyorum.
Levent Vadisi, Kayseri-Malatya yoluna sadece 3 km.
Akçadag Belediye Baskani Ali KAZGAN beyefendiyi kutlamak lazim.
Dünyanin 2. büyük kanyonu üzerine 240 metrelik güzel bir seyir terasi yapmis.
Saginda ve solunda çalismalar devam ediyor. Oturma yerleri ve sosyal tesisler yapiyorlar. Gerçekten görülmeye deger. Yolunuz düserse mutlaka görün derim Malatya’ya girdiginizde kayisi agaçlarinin rüzgari sanki saçlarinizi oksuyor.
Saginizdaki solunuzdaki yapilar Malatya’nin gerçekten Büyüksehir olmayi hak ettigini adeta sizlere haykiriyor.
Malatya gerçekten her yil üzerine koyarak büyüyor.
Her ne kadar hakli elestiriler olsa da belediyeler güzel çalisiyor. Kendilerini tebrik ediyorum.
Özellikle Battalgazi ilçesindeki Çinar Parki, Abdullah Gül Parki ve Sanat Sokagini çok begendim. Yolu Malatya’ya düsenlerin görmesini isterim.
Annanemin evine yerlesip bir gün dinlendikten sonra,
Malatya'ya gelenlerin ugramadan gitmedikleri sire pazarina gittim. Bilen bilir Malatyalilar kayisiya Mismis der. Belki taze Mismis bulurum dedim ama nafile bu yil havalarin sicakligindan mütevellit erken olgunlasinca ben gelene kadar maalesef yas mismis bitmis.
Hos dostlar biraz ayirmisti yemek nasip oldu.
Sire pazarindaki eski dostlarla hasbihal eyledik. Sürekli bir seyler ikram ettiler agzimiz tatlandi.
Her ne kadar biraz pahali da olsa gün kurusundan tutun, kuru duta kadar pekmezden kayisi çekirdegine kadar bir sürü seyler aldim.
Ola ki sizlerde Malatya’ya gelirseniz Sire Pazarina ugramadan o güzellikleri tatmadan Mismisin envai çesidini görmeden Malatya’dan ayrilmayin ha.
Sire pazarindan çiktiktan sonra çarsi merkezini söyle bir turladim. Ekonomideki daralma burada da kendini gösteriyor. Gezen çok alan yok. Malatyali tabiri ile kuru kalabalik.
Kanalboyu her zamanki gibi muhtesem. Kafeleri ve dondurmacilari ile bas döndürücü. Ortadaki kanaldan sular taze bir gelin gibi süzülüp akiyor.
Kernek Meydaninin eski haline döndürülme projesinin basladigini duyunca gerçekten çok sevindim.
Son dönemlerde beton yigini olmustu. Eskiden ne güzeldi meydanda Kernek Göl Gazinosu vardi. Bodo lakabi ile anilan Abdullah abimiz çalistirirdi. Yasiyorsa Allah selamet versin, öldü ise de Allah'tan rahmet diliyorum. Kendisi babamin yakin arkadasi idi.
Çocuklugumda o gazinoya gider masada oturur kayisi kola gazozumuzu içer, sudaki ördeklere yem atardik. Sahne alan sanatçilari dinlerdik. Ne güzel yillardi.
Yanilmiyorsam bir kez Müslüm Gürses bile sahne almisti.
Kayisi Festivalinde birçok etkinlikte bu Gazinoda yapilirdi.
Malatya’nin yetistirdigi sanatçilardan Fahri Kayahan’in isminin verildigi semtteki evler gerçekten muhtesem.
Çok degil 25 yil falan önce oralar hep kayisi bahçesiydi. Artan konut ihtiyaci ile o bahçeler imara açilip önce arsa sonra apartman oldu.
Yesilyurt ve Gündüzbeyi anlatmak bence Dünyanin en zor isi. Gidip görüp yasamaniz lazim.
Yesilyurt yesilliklerle dolu bir vadi içerisinde sirin bir ilçe. Önceden Çirmihti olarak bilinirdi. Bir dönem mecazi olarak Küçük Moskova olarak da adlandirilmisti.
O zamanlar solcusu boldu herhalde.
Yesilyurt’un halki da oldukça çaliskandir. Eskiden her evin altinda bir dokuma atölyesi olurdu sokaktan geçerken bile tezgahlarin çikardigi tak tuk seslerini duyardiniz. Alisana, ninni gibi gelirdi.
Gençligimde bir gün tezgahlar takir tukur çalisirken ipliklerin üzerinde uyuyan arkadasima
“Kardes sen bu tezgah sesinde nasil uyuyorsun” dedigim de, gülerek:
“Tezgah çalisirsa degil, durursa uyanirim” derdi
Simdilerde hepsi fabrika sahibi olmus.
Küçük atelyeler kalkti artik yok.
Yesilin her tonunun ve meyvenin binbir türlü çesidinin bulundugu Gündüzbey Malatya'nin sicagindan kaçanlar için siginacak bir liman gibi.
Agaçlarin altinda akan sularin siriltisi ile kahvalti yapmanin, yemek yemenin veya çay içmenin zevki inanilmaz.
Gündüzbey’e has tavalardan da yemenizi tavsiye ederim.
Sizin yorulmaniza gerek yok. Kasaplar hazirlayip firina veriyor size sadece derenin kenarina konulmus masalarda afiyetle yemek kaliyor.
Malatyanin kagit kebabi, kaburga dolmasi ve patlican tavasida meshurdur.
Yolunuz düserse yemeden ayrilmayin derim.
Haa ben yogunluktan gidemedim ama siz UNESCO Dünya Miras listesine alinan Aslantepe Höyü'günü ziyaret etmeden Malatya’dan ayrilmayin.
Malatya, gerçekten esin bulunmazmis.
Kalin saglicakla
Mesut BALYEMEZ
Mesutb44 @gmail.com
0 530 516 40 00
