Hukuk, hem devletlerin, hem cemiyet hayatinin temelidir. Iste bu bakimdan uzun zamandan beri devletler, hükmettikleri sinirlar dâhilinde yasayan insanlarin huzur içerisinde yasayacaklari bir hukuk sistemini arastirmaktadirlar.
Arastirmalar neticesinde gözler Islâm hukukuna çevrilmistir. Fransa uzun zamandan beri bir eyaletinde Malikî Mezhebi’nin içtihatlarindan mütesekkil bir sistemi uygulamaktadir.
Ingiltere Parlamentosu “seriat hukuku”nu ciddi sekilde incelemektedir. Rusya, Lenin zamaninda Islâm hukukunu ciddi sekilde incelemis ve bu hukuk sistemini uyguladiklari takdirde insanlarin huzur içerisinde yasayacaklarini dile getirmis ve Islâmiyet’i resmî din olarak kabul etmeyi ciddi sekilde düsünmüs ve gündeme getirmislerdi.
Çok derin bir bunalim içinde olan insanlik, Islâm hukukunun temel esaslarini tanimis ve bilmis olsa, günlerce çölde kalmis yolcunun suya kavusmasi sevincinin benzerini duyacaktir.
Zira insan ile Islâm’in mensei aynidir. Biri Allah-u Azimüssan’in en mükemmel mahlûku, digeri Allah-u Teâlâ’nin bu mahlûkun bu dünyada huzurla yasamasi için va’zetmis oldugu sistem.
Islâm hukuku ciddi manada incelendiginde bütün insanlarin huzur ve saadetine mense olacak esaslari hâvi oldugu görülür. Zira bu sistemin vazi’i kâinati yaratmis olan Allah-u Azimüssan’dir.
Islâm hukukunun temeli Kur’an-i Kerim’e ve Sünnet-i Seniyye’ye, yani Peygamber Efendimizin (a.s.m.), kavlî, fiilî ve takrir-i Sünnet-i Seniyye’sine dayanir. Daha sonra Icmâ-i Ümmet ve Kiyas-i Fukaha gelir. Iste bu dört delile “Edile-i Ser’iyye” denir ki Islâm hukukunun da temelidir.
Islâm hukuku sahasinda ülkemizde Latince harflerle yayinlanmis ilk ciddi kaynak eser, merhum Ömer Nasuhi Bilmen’in 6 ciltlik Istilahat-i Fikhiyye Kamusu’dur. Bu degerli eseri 1949’da Istanbul Üniversitesi yayinlamistir. Merhum Sevket Eygi’nin bu eserle ilgili 10.02.1995 tarihli yazisini tekrar tekrar okumak lazim.
Islâm hukuku konusunda yapilan bir diger mühim çalisma Kuveyt Vakiflar Bakanligi yayini olan 46 ciltlik El-Mevsu’atü’l Fikhiyye’dir.
Su anda hem insanligin, hem Islâm âleminin Islâm hukuku ile ilgili çok ciddi çalismalar yapilmasina ve eserler nesredilmesine ihtiyaci var.
Âcizane teklif ediyorum, böyle serefli bir çalismanin öncülügünü ülkemizin yapmasini cidden yürekten arzularim. Bunun için “Islâm Hukuku Üniversitesi” kurulmalidir.
Bu üniversitesinin iki temel gayesi olacaktir; 1) Islâm hukukunu bilen ilim adamlarini yetistirmek 2) Islâm hukukunda mütehassis âlimlerin yapacagi çalismalari kitaplastirmak ve muhtelif dillerde yayinlamak…
Ülkemizde ser’i ilimler sahasinda mütehassis hayli ulema mevcut. Bunlar içerisinde fikih konusunda yetismis olanlar seçilmeli ve bu üniversitede istihdam edilmelidir.
Ayrica Islâm ülkelerindeki bu sahanin ehli âlimler bu üniversiteye alinmalidir. Bunun için uygun ve her cihetten huzurlu çalismanin yapilacagi yer bulunabilir.
Talebelerin kalacagi yurtlar, burada görev yapacak ulema heyetinin aileleriyle yasayacaklari lojmanlar, çok zengin kütüphane, matbaa ile muazzam bir külliye vücut bulacaktir.
Burada yapilacak çalismalarla Osmanli Devleti’nin son zamanlarinda nesrolmus Mecelle’den çok daha hacimli ve bütün ihtiyaçlara cevap verecek eserler ortaya çikarilmalidir.
Mesela her konuda, dört mezhep imamlarinin ve müçtehitlerin içtihatlari bir baslik altinda verilmelidir. Bu üniversitede Türkçe, Arapça, Farsça, Kürtçe ve Ingilizce dilleri esas olmali, hukukun temel dallariyla ilgili meydana getirilecek eserler muhtelif dünya dillerinde yayinlanmalidir.
Ülkemizdeki hukuk fakültelerinde, Islam Hukuku Kürsüsü’nün olmamasi büyük eksikliktir. Su anda yurdumuzun her yerinde dev gibi sehir hastaneleri yapilmaktadir.
Bunlar süphesiz insanin vücuttaki arizalarini tamire yönelik mühim ve lüzumlu çalismalardir. Buna mümasil, insanin sosyal hayatini tedavi edecek hukuk sistemiyle ilgili de ciddi çalismalara ve kuruluslara ihtiyaç vardir.
“Islam Hukuku Üniversitesi” bu sahada atilmasi gecikmis bir adimdir. Bu adimin atilmasini ülkemizden bekliyoruz.

