• BIST 100

    15954,59%-0,83
  • DOLAR

    44,16% 0,05
  • EURO

    50,74% -0,04
  • GRAM ALTIN

    7135,34% 0,37
  • Ç. ALTIN

    11534,35% 0,00

Suat ALTINBASAK


Ateist ve Deist bilmecesi (7)


Insan (fitrat, ahlak, irade, biyoloji) ayetindeki Rabbimizin fiilleri (Rububiyeti) üzerinden, Allah'in sifat ve isimlerinin delilleri

Anne karnindaki yumurtanin döllenmesiyle bebegin var edilmesine kadar gözlenen tüm süreçte, sadece neden-sonuç arasindaki zamansal komsuluk gözlemlenmis oluyor. 

Basit bir damla sudan, anne karnindaki üç karanlik evre vesilesiyle, milyarlarca insandan hiçbirine benzemeyen bir yüz ve parmak izinde olan muazzam ayricalikta bir insan olusuyor. 

Ayni etten iki gözün, iki kulagin, iki ayagin olusmasi, her organin kullanisli ve yerli yerinde olmasi, sonsuz ihtimalde bir ihtimalin her zaman adalet, hikmet, ilim ve merhametle tercih edildigini gösterir. "Zorunluluk" zanniyla açiklamaya çalismak ise, akla daha uzak bir ihtimaldir. 

Hiçbir gücü, ilmi, iradesi sefkati olmayan atomlarin, her insanin faydasina olan makro ve mikro alemdeki her isi ayri ayri hiç sasirmadan yapabilmesi mümkün degildir. 

Atomlarin DNA'daki bilgileri okuyup, evren ve içindekilerle uyumlu olan intizamli bir insani "zorunluluk" sebebiyle olusturabildigini iddia etmek; atomlara akil, ilim, irade, sefkat isnad etmek olur. 

Bir yemek kitabindaki bilgileri, atomlar okuyamayip nasil bir yemek yapamazsa, ayni atomlar DNA'daki bilgileri okuyamayip mükemmel bir canli yapamaz.   

Böylece atomlarin, tabiattaki nimetlerle uyumlu olan DNA'daki bilgilerin isiginda, bir insan olusturabilmesinin mümkün olamayacagini anlamis oluruz. 

Tabiat içindeki toprak, hava, su, yiyecek ve içeceklerle uyum içindeki herhangi bir insani, tabiatin içindeki hiçbir seyi tanimayan atomlarin ustaca DNA'yi okuyup, "zorunluluk" icabi var edebilmesi mümkün mü? 

Atomlarin, anne karninda bir bebegi olusturacagi esnada ortamdan uzaklasip, tabiati dolasarak; toprak, hava, su, Günes, elementler, moleküller ile uyum içinde olan bir insan fizyolojisinin nasil olusturulacagini ögrenebilmesi gerekiyor. 

Atomlar, tabiattan ögrenecegi bu bilgilerle DNA'daki bilgileri uyumlu bir biçimde programlayabilmek adina, bebegin olusabilecegi anne karni ortamina geri dönüp, DNA'yi da hatasiz okuyabilmesi, bir bebegin olusmasi için olmazsa olmazdir. 

Cansiz, iradesiz ve ilimsiz atomlarin, organlarin her insanda ayni yerde olusmasini saglayabilmek ve vücudun isleyisini her insan için ayni yapabilmek adina, mükemmel bir sekilde DNA'yi okuyarak, tabiatla uyum içinde olan bir fizyolojiye sahip bir bebegi olusturabilmesi mümkün degildir. 

Geçmiste ve su anda, milyarlarca insanin yüzü ve parmak izi farkli olmustur ve gelecekte yine öyle olacaktir. Bu durum gelecegi ve geçmisi bilen, sonsuz ilim ve kudret sahibine isaret eder. 

Cansiz, iradesiz ve ilimsiz atomlarin, Dünya'daki tüm insanlarin yüzünü ve parmak izlerini tarayarak, herhangi bir insan yüzünü ve parmak izini, tarama yaptigi bu insanlardan birine bile benzetmeyecek bir bilgiye kavusmasi imkansizdir. 

Buna ragmen, yüzü ve parmak izi farkli olan milyarlarca insan nasil var olabiliyor? Iste tam bu noktada, tüm insanlara makro ve mikro düzlemde genis bir açiyla bakabilen ve sebeplere müdahil olan sonsuz ilim, hikmet, irade ve kudret sahibi bir zat akil gözümüzde beliriyor. 

Her insan yüzünün ve parmak izinin birbirleriyle birebir ayni olmasi çok kolaydir. Her insan için birbirinden farkli yapmak ise çok daha zordur. Her gün yeni dogan bebekler, bu zor isin, ancak kudretli, ilimli ve iradeli bir Yaraticiyla olabilecegine isaret eder. Bundan dolayi her gün dogan bebekler, hayata karisan bir Yaraticiya delalet eder. 

Hiç Günes görmemis gözü olusturan atomlar, Günes isigiyla uyumlu olarak görebilecek gözleri nasil yapabilir? Hiç ses duymamis kulagi olusturan atomlarla, sesleri duyup ayirt edebilmeyi saglayacak sekilde bir kulak nasil olusabiliyor?

Hiç koku duymamis atomlar, koku alabilen bir burunu nasil olusturabilir? Hiçbir gidayi daha önce tatmamis atomlarin, tatlari taniyabilecek özellikte bir dile dönüsebilmeleri sasirtici degil mi? 

Dünya sartlarini bilmedikleri halde bu atomlar, herseyden haberdarmis gibi anne karninda bir gelisim gösterip, Dünya sartlariyla uyumlu bir sekilde mükemmel isleyen organlari hangi irade, ilim ve kudret ile olusturuyor?

Atomlar, organlari bir kaliptan çikmis gibi ayni sekillerde, her insan için ayni sayilarda ve hiç sasirmadan en uygun yerlerde olusturabilmeyi, vücudun hiç sekmeden mükemmel isleyisini, yüzlerce doktorun ilmine sahiplermis gibi nasil sagliyor? 

Besinlerin ilk sindirimini saglayan tükürük salgisi, besinleri islatarak disler tarafindan ögütülmelerini ve yemek borusundan mideye ulasmalarini her zaman kolaylastirir. 

Bizi basibos birakmayan bir merhametin, ilmin ve kudretin oldugu, akil gözümüze hiç ilismiyor mu? Agizdaki tükürügün salgilanmadigini varsayalim...   

Ne yediklerimizi yutabilir, ne de agiz kurulugundan dolayi dogru düzgün konusabilirdik. Kati besin alamazdik. Sivi gidalarla beslenmeye çalisirdik. Bu durumun, "zorunluluk" geregi degil de, bir irade sonucu merhametle kolay beslenebilmemiz için yapildigi, akleden kalp tarafindan anlasilir. 

Besinlerin midedeki sindirimi, mide içindeki hidroklorik asit tarafindan olur. Ancak bu asit sadece besinleri degil, mide duvarini bile eritebilecek etkiye sahiptir. Sindirim esnasinda salgilanan mukus adli bir madde midenin duvarlarini kaplayarak, asidin mideyi parçalanmasini önler. 

Böylece midenin kendi kendini yok etmesi engellenmis olur. Mukusun bilesiminde bir hata olussaydi, mideyi asitten koruyucu özelligini kaybederdi. 

Mide bosken midedeki salgi, parçalayici özelligi olmayan bir madde olarak midede mevcuttur. Proteinli bir besin mideye geldiginde, mideye salgilanan HCL, mide bosken etkisiz olan salgiyi güçlü bir gida parçalayicisi haline getirir. Mide bos kaldiginda bu protein parçalayici, proteinlerden yapilmis olan mideye hiç zarar vermiyor. Neden? 

Tek bir etken maddenin ve tek bir isleyisin kusurlu olmasi insanin sonunu getirir. Kusursuz düzeni her an saglayan, vacib-ül vücud'un (varligi zorunlu olan) olmasi zaruridir. 

Midesinde ürettigi asitle, kendi midesini eriten bir insan düsünün… Acilar içinde önce midesi parçalanir, daha sonra diger iç organlari bu asit tarafindan tahrip edilir. Insan bedeni, kendi kendini öldürür. 

Midedeki sivinin, besin mideye indiginde parçalayici bir hüviyete bürünmesi, planli kimyasal islemler sonucunda gerçeklesir. Midedeki sivi, besinleri parçalayici bir hüviyete bürünmediginde, karnindaki besinleri sindirelemeyecek olan insan, gidalari yutabildigi halde ve midesinde gidalar oldugu halde besinsizlikten ölürdü. 

Mide asidini üreten mide hücreleriyle, görmeyi saglayan  göz hücreleri de ayni genetik bilgiye sahiptirler. Her iki organdaki hücrelerin bilgi deposunda hem gözün ihtiyaci olan proteinlerin, hem de midede kullanilan asitin genetik bilgisi bulunur. 

Neticede ilimli bir iradenin emrine uyan göz hücresi, pek çok bilgi içinde yalnizca göze ait bilgileri, mide hücresi de yalnizca mideye ait bilgileri kullanir. Göze ait proteinleri niçin ürettigini bile bilmedimiz göz hücreleri, bir gün mide asidini üretmeye baslarsa, insanin gözü eritilmis olur. 

Ince bagirsakta besinleri emen milyonlarca pompa, insanin hayatini sürdürmesi için yorulmadan, bozulmadan çalismaktadir. Ince bagirsaktaki milyonlarca pompa, büyük ve

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.