Gemilerin sebep oldugu kazalardan ve bunun ne derece tehlikeli oldugundan bahsederek “Kanal Istanbul” projesinin önemli oldugunu onlarca yazimda dile getirmistim. Faydasi olmayacaktir lakin yine de vazifemi yapmis olmak için Istanbul Büyüksehir Belediye Baskani basta olmak üzere bazi yöneticilerin akillarini baslarina almalari için bazi önemli hususlari tekrar hatirlatmakta yarar görüyorum.
Öncelikle Kanal Istanbul’un ekonomik oldugu kadar bir güvenlik meselesi oldugunu anlamak gerekiyor. Türkiye'nin Bogazlarindan geçen yabanci gemileri durdurabilmesi, denetleyebilmesi çok önemlidir. Milyonlarca dolar gelir getirmesi bir tarafa 20 milyon insanin yasadigi bu metropolün güvenligi söz konusudur.
Bu maksatla Türkiye'nin Bogazlarda yeniden hâkimiyetini ilan etmesi için dogal suyolu olan bogazlara alternatif kanallar açilmasi gerekiyor. Böylece gemilerin Istanbul Bogazi yerine Kanal Istanbul’a yönlendirilmesi mümkün hale gelecektir. Aksi takdirde alternatif bir suyolu olmadan; Montrö Anlasmasina bir biçimde denetleme ve yönlendirme yapmak mümkün degildir.
Geçen yil Beyrut’ta patlamaya neden olan 2750 ton amonyum nitrat, 6 sene önce Istanbul Bogazi’ndan geçmis ve buraya gelmisti. Düsünün bakalim ayni sabotaji bir de Bogazda yapmis olsalardi ne denecekti?
Hiç süphesiz Kanal Istanbul’a karsi çikanlar “nerede bu devlet?”, “niçin önlem almadiniz?” seklinde sorular soracaklardi. Fakat devlet bundan daha büyük tehlikeleri önlemek adina “Kanal Istanbul” projesi ürettiginde ilk önce bu istemezükçü gruplar ortaya çikmaktadir.
Cumhurbaskanimizin israrla üzerinde durdugu “Kanal Istanbul” basit bir konu degildir, Türkiye için stratejik bir güvenlik meselesidir. Buna itiraz edenlerin biraz sagduyu ile meseleye bakmasi gereklidir.
Kanal Istanbul konusu sadece siyasetçilerin degil güvenlik konusunda çalisan herkesi ilgilendirmektedir. Sirf hükümete muhalefet olsun diye insanlarin canlarini hiçe sayan istemezükçülere bazi olaylari tekrar hatirlatmamiz gerekiyor. Zira karsimizdaki dehsetin farkinda olmayanlar çoktur.
Muhtemel Istanbul depremi için senaryolar yazilip akla hayale gelmedik teoriler üretilirken her yil defalarca kaza yasanmasina ragmen milyonlarca insanin yasadigi Istanbul Bogazinin tehlikeleri hakkinda kimse iki kelime söylememektedir. Umarim bu makale iktidara düsmanlik yüzünden gözlerinden baska akil ve kalpleri körlesmis insanlari uyandirmaya vesile olur.
Askeri gemiler de dâhil oldugunda Istanbul Bogazindan yüzden fazla geçis yapmisimdir. Her geçis ister kilavuz kaptan olsun ister olmasin daima stresli olur. Zira Istanbul Bogazinin ters akintilari, her zaman için kaptanlara çesitli sürprizler barindirmaktadir.
Istanbul Bogazinda maksimum 80 dereceye varan 12 adet dönüs noktasi vardir. Özellikle drafti yüksek gemilerin çok dikkat etmesi gereken bu dönüsler; ters akintilarla birlesince oldukça tehlikeli durumlar meydana getirir.
Bazen hiç ummadiginiz bir anda akinti nedeniyle gemi, aniden dümen dinlemez olur. Bakarsin; bir balikçi teknesi sinsice yaklasarak birden önüne çikiverir. Sarayburnu civarinda ise yolcu ve gezi gemileri her tarafi doldurmustur. Her biri kendi âleminde seferini tamamlamakla mesguldür. Transit yapan gemileri düsünmezler bile…
Istanbul ve Çanakkale bogazlarinda en tehlikeli durum ise makine veya dümen arizasidir. Ne ilginçtir; her iki bogaz geçisi esnasinda dümen arizalarini yasamis bir kaptanim. Allah korudu da kazasiz atlatmak nasip oldu.
Fakat ne kadar dikkat ederseniz edin bu Bogazlar ve özellikle Istanbul Bogazi; tehlikelere açik olup facialara hazir olmayi gerektirir. Bu yüzden Istanbul Bogazi, hala tek tarafli olarak gemi trafigine açik olup Çanakkale Bogazi gibi çift yönlü geçis; yapilmaz.
Özellikle Kandilli feneri civarinda bogaz o kadar darlasir ve yüksek akinti meydana gelir ki bazen dümeni alabanda ile (maksimum açi ile) basmak gerekir. Bu bölgede 200 metreden büyük iki gemi ayni anda karsi karsiya geçis yapsa bir tanesinin digerine temas etmesi mümkündür. Çünkü gemi dönüsleri kara araçlarinin hareketi gibi degildir. Dönüs yönünün aksine dogru savrulur ve geminin kiç tarafi trafik hattinin karsi tarafina geçer.
Yukarida saydigimiz nedenlerden dolayi dünyanin en tehlikeli suyollarindan bir tanesi olarak Istanbul Bogazi gösterilir. Elbette bogaz çevresinde milyonlarca insan yasadigi için ciddi önlem alinmasi gereklilik hatta zorunluluk haline gelmistir.
Iste Istanbul Bogazi dünyanin en dehsetli deniz kazalarinin meydana geldigi suyollarindan bir tanesi olup trafik yogunlugunun artmasi dolayisi ile her an büyük bir tehlikeye yol açacak sekilde karsimizda durmaktadir.
Gemilerin çatismasindan tutun batmasina kadar hatta yalilardaki insanlari tehdit edecek kadar yüzlerce olay yasanmis ve yasanmaya devam etmektedir. Sadece insanlari degil milyonlarca deniz canlisi için de çok büyük tehlikeleri barindirmaktadir.
43 Romen denizcisinin öldügü Independenta faciasi bunlardan sadece bir tanesidir. Bunu yazarken dahi tüylerim diken diken oluyor. Hâlbuki Kanal Istanbul sayesinde bütün bu tehlikelerin önüne geçilecektir.
15 Kasim 1979 tarihinde sabahin dördünde müthis bir patlama sesi ile uyanmistim. Evimiz Fatih’teydi ve Istanbul Bogazini gören bir konumdaydi. Topkapi Sarayi hizasinda her taraf alev topuna dönmüstü. O yillarda terör olaylari yogun olarak yasandigi için bunu “komünistler yapti” diye düsünmüstük.
Hâlbuki 7500 ton tasima kapasiteli Evriali gemisi, tam yol ile 145 bin tonluk Independenta tankerine, iskele tarafinda bulunan tanklarin bulundugu yerden siddetle çarpmisti. Her taraf alevler içindeydi ve göge simsiyah dumanlar yükseliyordu.
Tam 27 gün boyunca Independenta tankeri yanmis ve 75 bin ton ham petrol denize dökülmüstü. Mucizevî bir sekilde tanker Istanbul Bogaz akintisi ile Kadiköy önlerine gelmis ve burada sigliga oturmustur. Fakat benzer sekilde hala Istanbul büyük bir yangin tehlikesi altindadir ve tam bir çevre felaketi yasanabilecektir.
Dünyanin 10 büyük deniz kazalarindan biri olan bu dehsetli olayda; mahkeme, Yunan Gemisi Evriali’yi yüzde 90 oraninda suçlu bulmustu. Lakin “bade harabil Basra”. Denizcilerle birlikte milyonlarca deniz canlisi yasayamaz hale gelmisti.
Yasanan felaketin büyüklügü nedeni ile Montrö Sözlesmesine ilave olarak Bogazlar Tüzügü Kanunu adi altinda birçok tedbirler alindi. Yeni trafik düzeni ve VTS (Vessel Traffic Services) kuruldu. Iste bu tedbirler sayesinde Istanbul Bogazindaki birçok deniz kazalari bir parça önlenmis oldu.
Peki, bu tedbirler yeterli midir?
Asla yeterli degildir. Çünkü deniz kazalarini sadece petrol tankerleri olarak düsünmemek gerekir. Askeri gemilerden tutun kuru yük gemilerine kadar bütün suüstü vasitalari tehlikeli madde ile doludur. Bunlarin yol açacagi kazalar eski Istanbul yanginlarinda oldugu gibi milyonlarca insani evsiz birakacak kapasitededir.
Ne kadar önlem alirsaniz alin Istanbul Bogazi gibi bir yerde deniz kazalarini önleyemezsiniz. Bunun yerine en akillica çözüm Kanal Istanbul’dur. Eger muhalefet partileri ve özellikle de Istanbul’a belediye baskani olarak seçilen Ekrem Imamoglu’nun insanlara karsi bir parça saygisi varsa bu çok önemli projeye karsi çikmaz.
Kanal Istanbul’un faydalarini anlatmak maksadiyla ekonomik, sosyal ve denizcilik açisindan çesitli disiplinlerle ilgili onlarca makale yazdim. Bu konulara tekrar girmek istemiyorum. Sadece insan ve çevre sagligi açisindan ele alinsa dahi çok önemli olan bu projenin hayata geçirilmesi gereklidir.
2011 Yilindan beri tek bir çivi çakilmamistir. Devlet bürokrasisi hala çok hantaldir. “Istemezük kafa yapisi” hala çok güçlüdür. Vatan caddesine karsi çikanlar her üç bogaz köprüsüne de karsi çikmis hatta Keban barajina bile “elektrigi topraga mi verecegiz” diye ahmakça muhalefet adina kendilerini rezil edecek sekilde itiraz etmistir.
Isin kötüsü hala karsi çikmaya devam ediyorlar. Çünkü Istanbul Havaalaninda oldugu gibi Türkiye’nin önemli bir merkez olmasini istemeyen Batili güçler büyük gayret içerisindedir. Besleme akademisyenler ve yazarlar çoktur. Medyada ve özellikle de televizyonlarda hep bu beyin yapisi gelismemis kisileri izlersiniz. Bunlar “denizcilik” sözünden dogru dürüst bir sey anlamazlar. Onlarin anladigi “Bogaz’da raki içmektir”. Bu denli ayyas ve sefih insanlardir. Ne yazik ki insan ve çevre sagligina karsi da saygilari yoktur. O halde Kanal Istanbul’un ne oldugunu bir kere daha anlatalim:
Kanal Istanbul bir Türk Projesidir. Üniversite ve arastirmacilardan meydana gelen 57 kurulus 11 yil çalisip etüt yapmis, 16 bin sayfa rapor hazirlamistir.
15 milyar dolar, sadece Kanal Proje bedelidir. Kanal Isletmesinin yillik getirisi yaklasik 8 milyar dolar olacaktir. Bu bedel 103 ülkenin Milli Gelirinden daha fazladir..
Kanal 44 km boyunda, 400 metre, 25 metre derinliginde olacaktir. Ortalama her yil 40-45 bin gemi geçis yapacaktir.
Ana isletme sirketinden baska yapilacak tesisler sayesinde 1 milyon 500 bin insana is imkani dogacaktir.
Projenin toplam alani 453 milyon metrekaredir. Bunun 78 milyon metrekaresi Istanbul Hava Limani, 30 milyon metrekaresi Kanal alani, 33 milyon metrekare Isparta Kule ve Bahçe Sehir, 108 milyon metre kareyollar, 167 milyon metre kare imar parselleri, 37 milyon metrekare ortak kullanima açik yesil alan, 26 milyon metre kare agaçlandirilmis koruluk alandir.
Yeni bir sehir kurulacak olup 7,5 milyon nüfusu barindirabilecektir. Kanal boyunca araç ve yaya geçisi için 10 köprü insa edilecektir. Küçükçekmece gölü ve Sazlidere baraji zaten kanal geçisi için hazir bir su yoludur. Kalan su yolu için ise toprak kazilacak ve Terkos gölünün dogusundan Karadeniz’e çikilacaktir.
Küçük tekneler için olusturulacak haliçlerde marinalar yapilarak ülkemizin denizcilik gelirleri artacaktir.
Kanal boyunca 8 seritli yollar ile birlikte yesil parklar ile koruluklarin altlari otopark olacak , toplamda 350 bin araç parki olusacaktir. Kanalin her mahallesinde kurulacak camilerden ayri merkezde 72 bin kisinin ayni anda namaz kilabilecegi ve as evleri olan büyük bir külliye meydana getirilecektir.
Kurulacak haliçlerden birinde “Serbest Ticaret Bölgesi” kurulacaktir. Ayrica çesitli ülkelerin turistik tipik kültürel mimarilerini temsilen 2 katli yapilar olacaktir. Bu yapilarin ülke yemeklerine özgü restoran, üst kati tanitim ofisi düsünülmektedir. Mülkiyet ise yerli isletmeciler basta olmak üzere para kazanmak isteyen ve kültürlerini yaymak isteyen yabanci girisimcilere ait olacaktir.
Türkiye 'ye çag atlatacak böyle güzel bir projeye karsi çikanlarin bir daha düsünmelerinde yarar vardir, vesselam…
