Mustafa Öztürk nev-i sahsina münhasir olmaktan ziyade bir görüsü temsil eden birisi oldugu için ve bu görüs Öztürk’ün akademisyenlikten istifa etmesi ile son bulmadigindan dolayi bu ve buna benzer ehli sünnet disi anlayislara ara ara cevap vermek gerektigi düsüncesindeyim. Öztürk Ilahiyattan istifa etti ama çalismalarina eser vererek devam ediyor, tefsir (!) çalismasi yapiyor. (Ayetlere ilk önce beser sözü deyip sonra da bu beser sözünü tefsir olarak yorumlamasi da ayri bir problemdir. Bu çalismasina tefsir yerine hadis çalismasi deseydi en azindan kendisiyle çelismezdi). Bu demek oluyor ki o bu fikirleri farkli bir platformda dillendirmeye devam edecek. Zaten zat-i alileri de bu fikirlerinden vazgeçmedigini, sadece tenkitlerden biktigi için istifa ettigini söylemisti. Biz de bunu görmezden gelmek istemedik ve yeri geldikçe bu tarz fikirlere cevap verecegiz.
Müsrikler, Ashâb-i Kehf kissasi hakkinda Hz. Peygamber’e soru sorduklarinda Peygamberimiz (sav), “Allah izin verirse” demeden, “yarin size cevap verecegim” dedi. Bu sebeple bir süre vahiy kesildi. Bu bir uyariydi. Nitekim yaklasik on bes gün sonra vahiy geldiginde yüce Allah Hz. Peygamber’i söyle uyariyordu: “Allah izin verirse demeden hiçbir sey için ‘Su isi yarin yapacagim’ deme!’ Unuttugun takdirde rabbini an ve ‘Umarim rabbim bana, dogruya bundan daha yakin yolu gösterir’ de.’’ Bu uyari ayetinden sonra Peygamberimiz kendisine soru soruldugunda ‘insallah’ kelimesini söylemeden ve vahiy gelmeden konusmadi. Artik kendisine sorulan sorulari direk vahyin cevaplamasini bekledi.
Bu baglamda Kur’an’a baktigimizda, “yes’elûneke/sana sorarlar” seklinde, 13 ayet ve 14 kullanim vardir. Bu ayetlerden 7 tanesi Bakara suresinde, 7 tanesi ise diger surelerde geçmektedir. Bu ayetlerin sebebi nüzullerine bakildiginda birbirinden farkli tarihlerde gelmistir. Bu ayetler ‘sana sorarlar’ seklinde baslayip, ‘de ki’ diye devam etmektedir. Yani ‘soru’ Peygambere soruluyor, cevabini ‘Allah’ veriyor. Bu ayetleri bir araya getirip asagida yazdik.
– “Sana hilal seklinde dogan aylari sorarlar. De ki” (Bakara 2/189)
– “Sana Allah yolunda neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki” (Bakara 2/215)
– “Sana haram aylarinda savasmanin hükmünü sorarlar. De ki” (Bakara 2/217)
– “Sana içki ve kumarin hükümlerini sorarlar. De ki” (Bakara 2/219)
– “Sana iyilik yolunda ne harcayacaklarini sorarlar. De ki” (Bakara 2/219)
– “Sana yetimler hakkinda sorarlar. De ki” (Bakara 2/220)
– “Sana kadinlarin ay hallerini sorarlar. De ki” (Bakara 2/222)
– “Sana nelerin helal kilindigini sorarlar. De ki” (Maide 5/4)
– “Sana kiyametin ne zaman kopacagini sorarlar. De ki” (Araf 7/187)
– “Sana ganimetlerin hükümlerini sorarlar. De ki” (Enfâl 8/1)
– “Sana ruh hakkinda sorarlar. De ki” (Isra 17/85)
– “Sana Zülkarneyn hakkinda sorarlar. De ki” (Kehf 18/83)
– “Sana daglar hakkinda sorarlar. De ki” (Tâhâ 20/105)
– “Sana kiyametin ne zaman kopacagini sorarlar. De ki” (Nâziat 79/42)
Kuran’da böyle baslayan ayetlere Rasulullah (sav) cevap vermedi. Allah’in cc cevap vermesini bekledi. Allah cc bu sorulara verilen cevabi bir zaman aitmis gibi cevap vermiyor. Çünkü buradaki 14 yerde sorulan konular zamana ve zemine göre degismeyen evrensel konulardir. Evrensel konularda sorulan sorulara verilen cevapta evrensel olmali ki çaglari assin. Gün ve güncele dair degil, gelecege de cevap olacak olan bu sorulara verilen cevaplar Rasulullah sav’in 23 yillik hayatinda revize edilmedi, Rasit Halifeler döneminde de revize edilmedi. Selefi Salih’in döneminde de revize edilmedi. Rasulullah, Sahabe, Tabiin ve Tebe-i Tabiin bu konuda Allah’in kelamina ve evrensel mesajina saygi duymusken, laik egitim sistemlerinde, materyalist bilimsel argümanlar ile yetisen ve bu egitim/ argümanlarin tesirinden kurtulamamis insanlarin iddialari en iyi ihtimalle ancak olsa olsa laf-ü güzaftir (bos laftir).
‘Akil’ denilen sey araç olmaktan çikip amaca dönünce insan böyle garip garip konusur. Akil vahyi anlama aracidir, vahyin önüne geçirilmemelidir. Kutsal olan akil degil, vahiydir. Anlasilmayan konular ‘inkar’ ile degil, ya bir bilene danisarak ya da zamana birakilarak ögrenilir. Tersten düsünelim ve Sahabenin de modernistler gibi davrandigini düsünelim. O halde onlarin ‘bilimsel ayetlerin’ hepsini inkar etmesi beklenirdi. Fakat modernistler gibi nefislerini ilahlastirmadiklari için bilmedikleri konulari ya Peygambere sorarlardi ya da zamana birakirlardi. Rabbim, bizleri sahabenin ahlakiyla ahlaklanmayi ve onlar gibi bu dini anlamayi ve yasamayi nasip etsin. Allahümme amin.
