• BIST 100

    15954,59%-0,83
  • DOLAR

    44,18% 0,05
  • EURO

    50,74% -0,02
  • GRAM ALTIN

    7157,65% 0,69
  • Ç. ALTIN

    11534,35% 0,00

DR. VEHBI KARA


Tarikatlarin Güzelligi


Yunus Suresi 62.  Ayette Allah’in dostlari yani evliyalar için “Bilin ki; Allah’in dostlari için ne bir korku vardir, ne de onlar mahzun olurlar” buyrulmaktadir. Iste saygi duyulmasi gerekirken devamli surette asagilanan ve hakaret edilen evliyalar ve tarikat erbabina bu haksizlik neden yapiliyor bunun üzerinde durmak istiyorum.

Tarikat ve tasavvuf; insanligin erisebildigi ulvi ve yüksek bir makamlara verilen isimdir. Tarikatlarin gayesi, iman hakikatlerinin inkisaf etmesi ile Hazreti Muhammed Aleyhissalatü Vesselamin (a.s.m.) Miraç’ta gittigi yolun gölgesinde kalp ayagiyla bir yükselistir. 

Tekke ve zaviyelerin kapatilmasi ve uydurma nedenlerle birçok tarikat seyhinin idam edilmesi yüzünden tarikatlar görünmez olmaktan çikmis kendilerini gizlemek zorunda kalmislardir. Bu nedenle meydani bos bulan bir çok sahte seyh ortaya çikmis tarikatin zikir ve tefekkür gibi çok güzel usullerini suistimal ederek bambaska bir yapiya dönüstürmüslerdir.

Burada kusur tarikatlarda degil onu yasaklayip yer altina itenlerdedir. Bu ayip öylesine büyüktür ki ülkemiz disinda her yerde serbestçe tarikatlara  ve tekkelere gidip gelme serbest iken; bu aziz vatanda yasaktir. Bir de utanmadan bu din ve vicdan özgürlügüne aykiri durumu savunup “bu ülke seyhler tarikatlar ülkesi degildir” diyerek nasil bir yasakçi zihniyete sahip oldugunu gösterirler.

Tarikatlar ve tekkeler yasaklanmakla kalmamis çok nadide sanat eserleri ile dolu bu mekanlar adeta yagmalanmistir. Balkan ülkelerine gittiginizde Hiristiyanlar, tekkelere dokunmazken ülkemizde  hoyratça ve acimasizca tekkeler yikilip; ahirlara dönüstürülmüstür. Necip Fazil’in dedigi gibi “öz yurdunda garipsin,öz vataninda parya”

500 yillik Ayasofya Camisini kapatip puthaneye çeviren insanlar, tekkeleri kapatmis çok mu? Elbette kendilerine layik olani yapacaklar. Cennet ucuz olmadigi gibi cehennem de lüzumsuz degildir elbette... 

Peki, vatanimizda bu kadar hoyrat ve vahsi sekilde uygulanan din ve vicdan özgürlügüne aykiri uygulamalar orta yerde dururken; ne diye durup dururken tarikatlara saldirirlar? Kendi akillarina sigistiramadiklari bazi adet ve uygulamalari suç gibi gösterip tarikat ehline agza alinmayacak derecede kaba sözlerle hakaret edenlerde hiç utanma, ar ve edep yok mudur?

Cevabini vereyim. Bu din düsmanlari Batili ülkelere köle olduklari için kendimize ait ne varsa düsman kesilmislerdir. Çogunlugu Sabetayci ve mason olan bu Bati usaklari; Müslüman görüntüsü ile dolasirken Müslümanlara asla nefes aldirmama gayreti içindedirler.

Tarikatlar, iman hakikatlerini zikir ve tefekkürle ders verdikleri ve Islam’in hakkaniyetine bir delil olduklari halde, neden din disi gösteriliyor?  Bunun da sebepleri vardir.

Bazi dogru yoldan sapmis ehli sünnetin disinda kalmis insanlar, kendileri mahrum kaldiklari o güzel nurlardan istifade edemedigi gibi baskalarinin mahrumiyetine sebep olmuslar tarikatlari inkar yoluna gitmislerdir.

Bir kisim siyasetçiler ve kendilerine destek bulamadiklari zaman tarikat ehli içinde gördükleri  bazi suistimalleri ve hatalari bahane ederek, o büyük hazineyi kapatmaya çalismislardir.  Tekkeleri kapattiklari ve tahrip ettikleri yetmiyormus gibi kendi evinde bahçesinde yaptigi zikir ve tesbihe dahi engel olmaya çalisan kaba ve hoyrat inkilap yobazlari vardir.

Dünyada kusursuz ve her ciheti hayirli olan meslek ve mesrep çok az bulunur. Illaki bazi kusurlar ve kötüye kullanmalar olacaktir. Çünkü ehil olmayanlar bir ise girseler, elbette suiistimal ederler. 

Fakat Cenâb-i Hak, âhirette yapilan fiillerin muhasebesinde adaletini; iyilik ve kötülüklerin ölçüleri ile gösterecektir. Hasenat yani iyilikler agir gelse mükâfatlandirir, kabul eder; seyyiat yani kötülükler çok gelse cezalandirir, reddeder. Hasenat ve seyyiâtin muvazenesi kemiyete bakmaz, keyfiyete bakar. Bazi olur, bir tek iyilik bin kötülüge üstün gelir kisiyi affettirir.

Madem Ilâhi adalet böyle hükmeder ve hakikat dahi bunu hak görür o halde tarikatlarin iyiliklerine bakmalidir. Eger suistimallerine göre iyilikleri fazla ise aleyhinde olmak yanlistir. Örnek olarak ülkemizde namaz kilan insanlara bir bakalim. Dinin diregi olan ve her bes vakitte kilinmasi lazim olan namazi en çok kilip dikkat edenler tarikata mensup insanlardir.

Tarikat, yani Sünnet-i Seniyye dairesinde tarikatin iyilikleri, kötülüklerine üstün gelmesinin en büyük delili; din düsmanlarinin agir hücumu esnasinda dahi dinini ve imanini terk etmemeleridir. Dam edilirken dahi kelime-i sehadetle sonsuz aleme uçup gitmislerdir.

Tarikata mensup olan bir zat; bilim ve fenlerle mesgul olmus insanlardan daha çok imanini muhafaza etmektedir. Büyük günahlara girse dahi dinden çikmaz günahkar bir Müslüman olarak kalir. Kolaylikla zindikaya sokulmaz. Halbuki tarikatta hissesi olmayan ve kalbi harekete gelmeyen, bir âlim zat da olsa, simdiki zindiklarin desiselerine karsi kendini tam muhafaza etmesi zordur.

Önemli bir hususu da yeri gelmisken ifade etmek gerekir. Islâm dairesinden haricine çikmis bir kisim mesreplerin haksiz olarak tarikat namini almis olmalari gerçek tarikat ehlini suçlamada delil olamaz. Yakin zamanda fuhsiyati tesvik eden bir ahlaksiz kisi televizyonda ve medyada seyh veya tarikat yöneticisi gibi görünmesi yüzünden tarikatlara çamur atmak vicdansizliktir. 

Tarikatin dinî, uhrevî ve ruhanî çok mühim ve ulvî neticelerinden sarf-i nazar etsek dahi sadece Islâm alemi içindeki kudsî bir rabita olan uhuvvet ve kardesligin gelismesinde büyük rolü olmustur. Anadoluya göçlerle gelen milyonlarca insan tarikatlar sayesinde Islam’a isinmis ve Müslüman olmuslardir. Beyazid-i Bestami, Mevlana Celalettin-i Rumi ve Yunus Emre gibi tarikat büyükleri binlerce Rum’un Müslüman olmasina vesile olmustur.

Hiristiyanlarin Islam’i ortadan kaldirmak üzere tertip ettikleri haçli seferlerine karsi en önemli kalelerden bir tanesi tarikatlar ve tekkeler olmustur.

Eger halifeligin merkezi olan Istanbul,  bes yüz elli sene bütün Hiristiyan aleminin saldirisi karsisinda muhafaza olmus ise Istanbul’da belki bes yüz yerde fiskiran tevhit nuru olan o büyük camilerin arkalarindaki tekkelerde “Allah, Allah” diyenlerin kuvvet-i imaniyeleri ve marifet-i Ilâhiyeden gelen bir muhabbet-i ruhaniye ile cûs u huruslaridir. 

Kisaca tarikatin güzelliklerinden bir parça bahsedelim ki Islami gruplara, tarikat ve cemaatlere düsman olanlarin sesi kesilsin tekrar edepsizlik yapmasinlar.

Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur'un çok yerlerinde, Tarikat ve Tasavvufu izah edip müdafaa etmistir. Hiçbir zaman, Tarikat ve Tasavvufun aleyhinde söz söylememistir. Tarikat ve Tasavvufun kendisini ve özünü degil, sonradan içine girmis bazi ariza ve hatalari tenkit etmistir. 

Tenkit ettigi hususlar, Tarikat ve Tasavvuf erbabinin bazi asirilik ve hatalaridir. Bu hususlari Telvihat-i Tisa adli risalesinde, sekiz varta (tehlike) seklinde özetlemistir. Birinci kisimda (telvihte) söyle der: 

"Tasavvuf, tarîkat, velayet, seyr ü sülûk namlari altinda sirin, nuranî, nes'eli, ruhanî bir hakikat-i kudsiye vardir ki; o hakikat-i kudsiyeyi ilân eden, ders veren, tavsif eden binler cild kitab ehl-i zevk ve kesfin muhakkikleri yazmislar, o hakikati ümmete ve bize söylemisler…  Biz, o muhit denizinden birkaç katre hükmünde birkaç reshalarini su zamanin bazi ilcaatina binaen gösterecegiz.
Sual: Tarîkat nedir?
Elcevap: Tarîkatin gaye-i maksadi, mârifet ve inkisaf-i hakaik-i îmaniye olarak, Mi'raç-i Ahmedî'nin (asm) gölgesinde ve sayesi altinda kalb ayagiyla bir seyr ü sülûk-u ruhanî neticesinde, zevkî, halî ve bir derece suhudî hakaik-i îmaniye ve Kur'aniyeye mazhariyet; "tarîkat", "tasavvuf" namiyla ulvî bir sirr-i insanî ve bir kemâl-i beserîdir”.

Evet, insan yaratilmis her seyin küçük bir numunesi oldugundan, insanin kalbi de binlerce âlemin adeta manevi bir haritasidir. Insanin kafasindaki dimagi, hadsiz telsiz telgraf ve telefonlarin santral denilen merkezi gibi, kâinatin bir nevi merkez-i manevîsi oldugunu gösteren hadsiz fenler ve beseri ilimler vardir. Insanin mahiyetindeki kalbi dahi, kâinatin mazhari, medari, çekirdegi oldugunu; hadd ve hesaba gelmeyen ehl-i velayetin yazdiklari milyonlarla nuranî kitaplar göstermektedirler.

Iste mâdem kalb ve dimag-i insanî bu merkezdedir; çekirdek haletinde büyük bir agacin cihazlarini içine alir ve ebedî, uhrevî, hasmetli bir makinenin âletleri ve çarklari içinde bulunur. Elbette ve her halde o kalbin yaraticisi olan Allah, o kalbi islettirmesini ve bilkuvve tavirdan bilfiil vaziyetine çikarmasini ve inkisafini ve hareketini irade etmis ki, öyle yapmis. Mâdem irade etmis, elbette o kalb dahi akil gibi isleyecektir. Ve kalbi islettirmek için en büyük vasita, velayet mertebelerinde Ilahi zikir ile tarîkat yolunda iman hakikatlerine yönelmek olacaktir.

Bediüzzaman’in "zaman tarikat zamani degildir" demesinden, tarikati inkâr ya da tahkir ettigi anlasilmamalidir. Zira Tarikat, saglam, iman sahibi ve farzlari ifa eden ehli takva Müslümanlarin velayet derecesine çikmasini temin eden bir yoldur. Bu yüzden Tarikatin en mühim sahi ve piri olan Imam Rabbani Hazretleri, "imani tahkiki olmayan ve farzlarda kusuru olanlar tarikat seyahatinde gidemezler" diye hüküm vermistir. Demek tarikatin baslangici olan; saglam iman ve farzlarin ifasi olmasa, tarikatta gitmek dogru ve esasli olmuyor. Günümüzde dinsizlik alip basini gittiginden imanli insanlarin sayisi azalmis tarikat yolu ikinci üçüncü dereceye düsmüstür. Iste Bediüzzaman’in sözünü bu manada ele alip degerlendirmeliyiz.

Günümüzdeki insanlarin çogunlugu, tahkiki iman sahibi degildir. Örnegin ülkemizde farz namazlari kilanlarin sayisi 20 civarindadir. Böyle bir toplumsal yapida öncelikli görev saglam bir imani vermek ve akabinde diger farz ve sünnetleri ifa etmesini temin etmektir. Yoksa Allah’in varligindan süphe duyan adamlara, tarikat dersi vermek pek fayda vermez. Bu toplumsal gerçegi iyi okudugumuz zaman "zaman tarikat zamani degil, imani kurtarmak zamanidir" diye biz de hüküm verebiliriz, vesselam…

 

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.