Varlık dünyasını anlamanın yolu, parçaları saymak değil; parçalar arasındaki ilişkiyi kurabilmektir. Parçacı yaklaşım hakikati bölerek zayıflatır. Oysa hakikat, yalnızca sentezle görünür hale gelir.
Bir dikdörtgen prizmasını düşünelim. X, Y ve Z eksenleri ayrı ayrı uzunluğu temsil eder. İkişer ikişer ele alındığında alan ortaya çıkar. Ancak hacim, üç boyutun birlikte çarpımıyla oluşur. Uzunluk (m) ve alan (m²) bir prizmayı temsil edemez; çünkü prizmanın hakikati hacimdir (m³).
Bu örnek, düşünce dünyasında da geçerlidir: Parça bütünü temsil edemez; ancak kendisini temsil eder.
Nitekim İbrahim Kalın, Akıl ve Erdem adlı eserinde indirgemeci yaklaşımın sınırlarını şöyle vurgular: Varlığı parçacıklara ayırmak analiz için gereklidir; fakat senteze ulaşmayan analiz, hakikati vermez.
Bugün olaylara tek değişkenli fonksiyonlarla yaklaşmak; bir boyutlu düşünmek, bizi eksik hükümlere götürür. Oysa çok değişkenli, çok boyutlu analiz; ilişkileri dikkate alan 360 derecelik perspektif, gerçeğe daha yaklaştırır.
Madde planında da, canlı organizmalarda da, mana âleminde de her şey birbiriyle irtibatlıdır. Dünya yalnızca fiziki bir küre değil; varlıkların birbirleriyle bağ kurduğu bir bütünlüktür.
Hakikati arayan için asıl mesele parçayı büyütmek değil, bütünü kurabilmektir.
Kategori: Makale > Felsefe ve Düşünce
Sizce günümüz dünyasında en büyük sorun bilgi eksikliği mi, yoksa bütünlüğü kaybetmemiz mi?
