Doğa ve canlı organizmalar belirli bir düzen ve estetik barındıran simetri örüntülerle doludur. Canlılar âleminde simetri; genellikle vücut şekillerinde, uzuv dağılımlarında, hücre dizilimlerinde ve özellikle bitkilerde çiçek parçalarında açıkça gözlenir. Hayvanlarda, bitkilerde ve hatta mikroskobik organizmalarda simetri, yapı ve işlev açısından büyük bir öneme sahiptir.
Bitki dünyasında simetri, çoğunlukla çiçeklerde kendini gösterir. Çiçekler; çanak yapraklar, taç yapraklar, erkek organlar ve dişi organlar gibi yapıların belli bir düzen ve oranda yerleşimi ile özel olarak simetrik bir yapıda dizilmişlerdir.
Çiçeklerde temel olarak ya ışınsal ya da tek olmak üzere iki ana simetri tipi görülür. Örneğin papatya ve nergis gibi çiçeklerde de ışınsal simetri; aslanağzı, orkide ve iris gibi çiçeklerde ise tek taraflı simetri görülür.
Çiçeklerdeki Simetri Kasıtlı Bir Tasarım
Çiçeklerdeki bu simetrik yapı bizler için estetik bir unsur olarak görülse de aynı zamanda bitkinin üreme başarısını doğrudan etkileyen kasıtlı bir tasarım olduğu açıktır. Yapılan bilimsel çalışmalarda, bal arılarının simetrik çiçekleri asimetrik olanlara kıyasla daha çok tercih ettiği görülmüştür. Benzer şekilde; çiçek organlarının geometrik yerleşiminin tozlayıcı böceklerin çiçekleri algılamasında ve tozlaşma etkinliğinde kritik bir rol oynadığı tespit edilmiştir.
Çiçeklerdeki simetrinin bu kadar yaratılış hikmetleri varken evrimciler tüm buradaki kast ve iradeyi görmezden gelerek çiçek simetrisinin mutasyonlar, bir kısım genler ve doğal seçilim süreciyle kendi kendine geliştiğini savunurlar. Evet çiçek simetrilerinin gelişiminde genlerin elbette görevleri vardır ancak bu genleri de bu işi kendi başlarına yapacak kadar ilahlaştırmak da mantık dışıdır. Bu nedenle ilgili genleri programlayıp bitkilerin hücrelerine yerleştiren ve onları bu program çerçevesinde yönlendirip simetrik tasarımı yapan sonsuz ilim sahibi bir Yaratıcının olduğunu kabul etmek gerekir.

Evrimcilerdeki Mantık Boşlukları
Evrim görüşü önceleri; karmaşık biyolojik yapıların uzun süreçlerde, basit olandan karmaşığa doğru aşamalı olarak geliştiğini öne sürüyordu. Ancak bir çiçeğin tozlaşma işlevini yerine getirebilmesi için tüm yapıların eş zamanlı ve eksiksiz şekilde bulunması gerekmektedir. İşlevini yerine getiremeyen bir çiçek tozlayıcıları cezbedemez ve bu durum çiçeğin soyunun devamlılığını imkânsız hale getirir. Dolayısıyla, evrimsel süreç bu kusursuz eş zamanlılığı açıklamakta mantıksal bir boşluk bırakmaktadır.
Evrimciler bu mantıksızlığı geç de olsa fark ettiler ki buna karşı başka bir mantık dışı önerme geliştirdiler. Birlikte evrim (koevrim) adını verdikleri yeni önermeleri ile “Karşılıklı etkileşim içindeki türler, birbirlerinin genetik yapılarını etkileyerek, değiştirmektedirler.” şeklinde bir açıklama getirdiler. İlim ve iradeden yoksun akılsız bitkiler ve böcekler birlikte bu simetri ve tozlaşma stratejisini geliştirmek üzere nasıl anlaşıp evrim geçirmiş olabilirler? Bu evrimsel değişimi, yeryüzündeki bütün türdeşlerini nasıl haberdar edip ikna ettiler? Neden bazıları böceklerle bazıları kuşlarla bazıları da rüzgarla tozlaşmayı tercih etti? Bu tercihi ve tasarımı evrimcilerin dediğine göre seçme ve seçilme hakkı olan kör ve sağır doğa yapmış olabilir mi?
Mantığa Dayalı Yaratılış Temelli Bakış Açısı Ne Diyor?
Yaratılış temelli bakış açısına göre; fonksiyonel bir tozlaşma sistemi için çiçek yapılarının ve tozlayıcı tercihlerinin başlangıçtan itibaren eksiksiz ve kusursuz bir şekilde yaratılmış ve ilgili genlere bilgiler kodlanmıştır. Sebepler ve doğa yasaları bu kusursuz düzeni planlayıp kuramazlar. Yani Allah, evrendeki varlıkları hayatlarını devam ettirebilecek cihazlarla donatarak yaratmış ve ihtiyaç duyduğu her şeyi de hizmetine sunmuştur. Bu kusursuz sanat eseri, ancak âlemlerin Rabbi olan Yaratıcı'nın bilinçli bir tasarımı olabilir. Bilim adamlarının görevi de bu ilginç mekanizmaları keşfedip üzerinde bilimsel çalışmalar yapmak olmalıdır.
