• BIST 100

    16105,83%1,86
  • DOLAR

    43,98% 0,08
  • EURO

    51,18% -0,05
  • GRAM ALTIN

    7297,80% 0,56
  • Ç. ALTIN

    11964,95% 0,00

Prof.Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER


Eğitimli Ama Yönsüz Toplumlar

Diplomalar çoğalıyor ama empati, vicdan ve toplumsal sorumluluk geriliyor. Bu analiz, modern eğitimin insanı neden yönsüz bıraktığını sorguluyor.


Modern toplumların en büyük yanılgısı şudur:
Eğitim arttıkça insanlık da artar sanılır.
Oysa bugün, diplomaların çoğaldığı; ama empati, vicdan ve toplumsal sorumluluğun gerilediği bir çağda yaşıyoruz.

Okullar bilgi üretir.
Ama insan, yalnızca bilgiyle inşa edilmez.

Bu noktada Émile Durkheim’ın uyarısı hâlâ güncelliğini korur. Durkheim, eğitimi yalnızca bireysel gelişim değil, toplumsal ahlakın aktarımı olarak tanımlar. Ona göre eğitim, toplumun ortak değerlerini yeni kuşaklara aktaramadığı anda; bireyler yalnızlaşır, toplum ise çözülmeye başlar.

Bugün yaşadığımız şey tam olarak budur:
Bilgili ama ortak değerlerden kopmuş bireyler.

Bilgi Var, Anlam Yok

Max Weber, modern dünyanın en büyük tehlikesini “anlam kaybı” olarak tanımlar. Rasyonelleşen toplumlarda her şey ölçülür, hesaplanır ve verimliliğe indirgenir; fakat insanın neden yaşadığı sorusu cevapsız kalır. Weber’in “demir kafes” metaforu, bugünün eğitim sistemini neredeyse birebir anlatır:

Sınavlar, performans ölçümleri, mesleki yeterlilikler…
Ama insanın ahlaki pusulası bu sistemin dışında bırakılır.

“Bilgi artıyor ama insanlaşma eksik kalıyorsa, toplum yönünü kaybeder.”

Sonuç?
Mesleğinde başarılı ama toplumsal sorumluluğu zayıf bireyler.

Eğitim, Eşitsizliği de Üretebilir

Pierre Bourdieu, eğitimin masum bir alan olmadığını söyler. Ona göre eğitim sistemi yalnızca bilgi aktarmakla kalmaz; sınıfsal eşitsizlikleri de yeniden üretir. Eğer eğitim yalnızca teknik becerilere indirgenirse, insan; eleştiren değil, uyum sağlayan bir varlığa dönüşür.

Bu nedenle Bourdieu için asıl mesele şudur:
Eğitim bireyi özgürleştiriyor mu, yoksa sistemin sessiz bir parçası mı hâline getiriyor?

Bugün birçok eğitim sistemi, bireyin insanlaşma sürecini değil; sistemin ihtiyaçlarını öncelemektedir.

İnsanlaşma Eğitimi Neden Gerekli?

Burada Kuçuradi’nin işaret ettiği nokta, bireysel bir felsefi talep değil; derin bir toplumsal zorunluluktur. Felsefe, sosyoloji ve etik eğitimi; bireye yalnızca “ne yapacağını” değil, “neden yapacağını” da öğretir.

Zygmunt Bauman, modern insanı “akışkan” olarak tanımlar: Değerleri sabit değildir, ilişkileri geçicidir, sorumluluğu ertelenebilir. Böyle bir toplumda felsefe ve etik eğitimi yoksa; birey, yaptığı şeylerin toplumsal sonuçlarını düşünmez.

Ve işte tam bu noktada eğitim, bilgi vermekten öteye geçemez.

Sonuç: Bilgili Olmak Yetmez

Toplumlar yalnızca mühendis, doktor, yönetici yetiştirerek iyileşmez.
İnsan yetiştirmeyen bir eğitim sistemi; uzun vadede toplumsal yaralar üretir.

Bugün yaşadığımız şiddet, duyarsızlık, etik çöküş ve güven kaybı; cehaletin değil, insanlaşma eğitiminden yoksunluğun sonuçlarıdır.

Eğitim, yalnızca meslek kazandırdığında değil;
insana insan olmayı öğrettiğinde anlamlıdır.

Kategori: Eğitim Politikaları & Toplum

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.