Bitkilerdeki görme duyusunu daha iyi anlamak için hepimizin ilkokulda yapmış olduğumuz fasulye tanesi çimlendirme deneyini hatırlatmak isterim. Bu deneyi yapan herkes çimlenen fasulyelerin uzayarak ışığa doğru yöneldiğini gözlemlemiştir.
Bitkiler gün içerisinde yapraklarını ve varsa yeşil kısımlarını Güneş'e doğru uzatırlar. Bunu evinizde ya da bahçenizdeki bir çiçeği gözlemleyerek doğrulayabilirsiniz. Saksıyı çevirseniz dahi, bitki yine ışığın yolunu bulacaktır. Evinizde yetiştirdiğiniz sarmaşıkların yapraklarının ışığa doğru yönelmesi de bitkilerin ışığın geldiği yönü tespit edebildiğine bir başka örnektir. Burada amaç, Güneş ışığından maksimum verim elde edebilmektir.
Peki gözleri olmayan bitkiler nasıl ışığı görebilirler ki?
Elbette ki bitkilerin hayvanlardaki gibi bir gözleri yoktur. Bitkiler, gövde ve yapraklarında Yaratıcı tarafından onlara bahşedilen ışığı algılayabilen fotoreseptörler sayesinde ışığa yönelebilirler. Daha da ilginci bitkiler gelen ışığın mavimi kırmızı mı olduğunu da algılayabiliyorlar.
Netice itibariyle bitkilere ışığı algılayarak büyümelerini ve gelişmelerini optimize edebilme kabiliyeti verilmiştir. Bu sayede, çevrelerindeki değişen ışık koşullarına uyum sağlayarak en verimli şekilde hayatta kalabilirler.
Bitkilerin görebildiğini öğrendik, peki bitkiler bizi duyabilir mi?
Neden olmasın!
Bir sonraki haftalarda da bitkilerin bizi duyup duymadığını masaya yatıralım mı ne dersiniz?