• BIST 100

    16651,45%-0,07
  • DOLAR

    43,48% 0,19
  • EURO

    51,57% -0,90
  • GRAM ALTIN

    6786,60% -9,85
  • Ç. ALTIN

    11923,69% -6,97

TÜLAY GÜREL


Her Sözün Vakti Vardır, Hikmet Sessizliktir

Bazı bilgiler kitaplardan, bazıları hayattan öğrenilir. Asıl hikmet ise her sözü her yerde değil, doğru zamanda ve ehline söyleyebilmektir.


Her Sözün Bir Vakti, Her Bilginin Bir Ehil Sahibi Vardır
“Allah dilediğini derece derece yükseltir.”
(Yûsuf, 76)
İnsanın yolu bazen kitaplarla başlar, bazen de kaderle.
Kimi bilgi satır aralarından öğrenilir, kimi ise hayatın tam ortasında insanın önüne bırakılır.
Her ikisi de ilimdir; fakat her ilim aynı yoldan gelmez.
Ketumiyet çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Oysa ketum olmak her zaman susmak değildir.
Bazen yaradılıştandır; insan az konuşur, çok gözlemler.
Bazen de yaşanmışlıkların ardından bilinçli bir tercihe dönüşür.
İnsan, her bildiğini anlatmadığında değil;
artık neyi, kime, ne zaman anlatacağını bildiğinde ketum olur.
Bilginin yalnızca unvanlarla, kürsülerle ve başlıklarla ölçüldüğü bir dünyada yaşıyoruz.
Bu ölçü elbette kıymetlidir; ilim disiplin ister, çerçeve ister.
Ancak hayatın içinden gelen, sahada yoğrulan, mecburiyetle öğrenilen bilginin de başka bir dili vardır.
Bazı insanlar bir alana bilinçli tercihlerle girer.
Bazıları ise o alanın içine düşer.
Ve düşülen yerde öğrenilen bilgi, çoğu zaman teoriden önce gelir.
Çünkü o bilgi, hayatta kalma ihtiyacından doğar.
Tasavvufta anlatıldığı gibi…
İnsan “hiç” olduğu yerde öğrenir.
Anlamadığı, seçmediği ama kaderin önüne koyduğu şeyler, zamanla öğretmene dönüşür.
İnsan önce itiraz eder, sonra kabullenir, en sonunda da o bilgiyle bir olur.
Bu yolculukta öğrenilenler yalnızca gözlem değildir:
Bir çocuğun sessizliğini okumak,
bir davranışın arkasındaki anlamı fark etmek,
bir sistemin neden işlemediğini görmek…
Sahada olmak; yalnızca görmek değil, ayırt etmeyi öğrenmektir.
Karışıklığı suçlayarak değil, düzenleyerek çözmeye niyet etmektir.
Elbette ilim kıymetlidir.
 

“İlim konuşmayı öğretir; hikmet ise ne zaman susacağını…”

Elbette yöntem, plan ve sistem gereklidir.
Ama bazen bilgiye ulaşma hızı,
uzun bir eğitim yolundan değil,
hayatın insanı ittiği zorunlu bir kapıdan olur.
Bu noktada insan kendini ne yüceltir ne de inkâr eder.
Sahip olduğu bilgiyi bir unvanla değil,
taşıdığı sorumlulukla tartar.
Ama ne zaman ki söylenen söz, söyleyenin kimliğine bakılarak duyulur;
ne zaman ki yaşanmışlıklar sessizce kenara itilir;
işte o zaman ketumiyet başlar.
Bu bir küslük değildir.
Bu bir geri çekilme değil, bir emanet bilincidir.
Her bilgi her yerde konuşulmaz.
Her söz her kulakta çoğalmaz.
Ama bu yolculuğun niyeti hiçbir zaman “var olanı yıkmak” olmadı.
Aksine, var olanı var etmek hedefiyle yüründü.
Önce birey, sonra aile, sonra şehir…
Aynı düzen, aynı sadelik ve aynı anlayışla büyüyebilecek bir sistem hayali kuruldu.
Çünkü sorunlar büyüdüğü için değil,
bütüncül ele alınmadığı için çözümsüz kalır.
Ve insan şunu öğrenir:
Hikmet bazen konuşarak değil,
susarak yerini bulur.
“Hikmet, dilediğine verilen bir hayırdır.”
(Bakara, 269)
Bazı bilgiler kürsülerden öğretilir, bazıları kaderden öğrenilir;
ikisi de ilimdir ama hikmet, hangisinde ne zaman susacağını bilmektir.
Özel Gereksinimli Bireyler Derneği Başkanı
Osmangazi İlçe KAÇEP Komisyon Başkanı
Kategori: Kültür & Değerler

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.