İnsanın asıl imtihanı kendini mi merkeze alacak, yoksa Allah’ı mı merkeze alacak sorusudur.
Bütün sınavlar bu eksende dallanır.
İnsan, irade sahibi bir varlık olarak yaratılmıştır. Kendine ait bir “ben” duygusu verilmiştir. Bu “ben”, ya emanet olduğunu fark eden bir araç olur ya da sahiplik iddiasına dönüşen bir perde hâline gelir.
Asıl imtihan şudur:
Kendine verilenleri “benim” mi sanacaksın, yoksa “emanet” mi bileceksin?
Allah İnsanı Ne ile Sınar?
Nimetle Sınar
Mal ile
Evlat ile
Sağlık ile
İlim ile
Güç ve itibar ile
Buradaki sınav şudur:
Sahipleniyor musun, şükrediyor musun?
Nimet seni Allah’a mı yaklaştırıyor, yoksa kendine mi?
Çoğu insan için nimet, beladan daha ağır bir imtihandır. Çünkü nimet, insanın farkında olmadan “ben yaptım” demesine sebep olur.
Yoklukla Sınar
Darlık
Hastalık
Kayıp
Bekleyiş
Gecikme
Burada sınav şudur:
Kontrolü bırakabiliyor musun?
Sebep-sonuç zinciri koptuğunda Allah’a güvenin devam ediyor mu?
Yoklukta isyan eden değil, anlam arayan kazanır.
Belirsizlikle Sınar
İnsanın en zorlandığı alan burasıdır.
“Neden oldu?” sorusunun cevapsız kalması
Sonucun görülmemesi
Duaların ertelenmesi
Buradaki imtihan çok nettir:
Görmeden güvenebiliyor musun?
İman, çoğu zaman bilgi değil, yön meselesidir.
“Bu hayatın merkezinde sen mi varsın, Allah mı?”
İnsanlarla Sınar
Eş
Anne–baba
Evlat
Dost
Düşman
İnsan, insan üzerinden sınanır.
Bazen merhametiyle, bazen sabrıyla, bazen susabilmesiyle.
Buradaki ölçü şudur:
Hakkı mı koruyorsun, nefsini mi?
İç Sesle Sınar
En ağır imtihan buradadır.
Nefsin fısıltıları
Gurur
Kırılganlık
Haklı olma arzusu
Çünkü insanın dışarıya karşı durduğu kadar, kendi içine karşı durması istenir.
Allah insanı;
nimetle, şükredip şükretmediğine,
musibetle, teslim olup olmadığına,
belirsizlikle, güvenip güvenmediğine,
insanlarla, ahlakını koruyup korumadığına,
kendisiyle, haddini bilip bilmediğine bakarak sınar.
Ve bütün bunların üstünde tek bir soru vardır:
“Bu hayatın merkezinde sen mi varsın, Allah mı?”
Bu soru cevaplandığında, imtihanın adı da, sebebi de, yolu da anlaşılır.
Bu yazı, yazarın iman, ibadet ve kulluk bilinci üzerine kaleme aldığı metinlerin bir devamı niteliğindedir.
Benzer içerikler için [Levent Topaloğlu'nun diğer yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.]
