• BIST 100

    16651,45%-0,07
  • DOLAR

    43,48% 0,19
  • EURO

    51,57% -0,90
  • GRAM ALTIN

    6786,60% -9,85
  • Ç. ALTIN

    11923,69% -6,97

Dr. Gülçin Itırlı Aslan


Kandırıldığımız Yerden mi Devam Ediyoruz?

Modern insan çoğu zaman ilerlemiyor, sadece acıyı makyajlıyor. Gerçek yüzleşme olmadan atılan her adım, aynı hatanın yeni versiyonu olabilir.


Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Modern İnsanın Yüzleşmeden Kaçış Psikolojisi

Hayat çoğu zaman bize “devam et” der.
Ancak asıl soru şudur:
Gerçekten kaldığımız yerden mi ilerliyoruz, yoksa kandırıldığımız noktanın biraz ilerisinde kendimizi avutmaya mı devam ediyoruz?

Modern insan için “devam etmek” çoğu zaman yüzleşmek anlamına gelmez. Aksine, acıyı yeniden düzenleyerek katlanılabilir hâle getirmek demektir. Yanılgıyı terk etmek yerine onu makyajlayarak sürdürmek, günümüz toplumunun en yaygın savunma mekanizması hâline gelmiştir.

Konforlu Belirsizlik: Gerçeğin Yerine Geçen Sığınak

Zygmunt Bauman, modern ilişkileri ve yaşam tercihlerini tanımlarken şu noktaya dikkat çeker:

“Modern birey, netlikten çok belirsizliği tercih eder; çünkü belirsizlik sorumluluk yüklemez.”

Bauman’a göre insanlar, gerçeğin ağırlığıyla yüzleşmek yerine, muğlaklık içinde yaşamayı daha güvenli bulur. Yanlış bir ilişkiyi bitirmektense “belki düzelir” demek, adaletsiz bir düzeni terk etmektense “şimdilik idare eder” diye düşünmek bu yüzden yaygındır.

“Gerçek yüzleşme olmadan atılan her adım, aynı yanılgının süslenmiş hâlidir.”

Devam etmek kolaydır.
Doğru yerden devam etmek ise cesaret ister.

Alışılmış Acının Gücü

Pierre Bourdieu, bireylerin yaşadığı hayal kırıklıklarını çoğu zaman kader gibi içselleştirdiğini vurgular:

“İnsanlar içinde bulundukları koşulları sorgulamak yerine, ona uyum sağlamayı öğrenir.”

Bourdieu’ye göre birey, kandırıldığını, sömürüldüğünü ya da değersizleştirildiğini fark etse bile düzen bozulmasın diye susar. Çünkü alışılmış acı, bilinmeyen doğrulardan daha güvenli gelir.

Bu yüzden “kaldığımız yer” çoğu zaman gerçek bir durak değildir.
O nokta, yüzleşmekten kaçtığımız bir yanılsamadır.

Yanılgıyı Normalleştiren Toplum

Ulrich Beck ise modern toplumu “risklerle yaşamayı öğrenmiş toplum” olarak tanımlar. Beck’e göre insanlar artık sorunları çözmek yerine onlarla birlikte yaşamayı normal kabul eder.

Yanlış ilişkilerle yaşamak, tükenmişlik içinde çalışmak, mutsuzlukla var olmak…
Bunlar çözülmesi gereken problemler olmaktan çıkıp hayatın “doğal parçası” hâline getirilir.

Böylece kandırıldığımız yer, zamanla konforumuz olur.

Beden Bile Gerçeği Unutmuyor

Bu noktada işin sadece psikolojik ya da sosyolojik olmadığını bilim de ortaya koyuyor.

Bruce Lipton, stres ve hayal kırıklıklarının hücre düzeyinde iz bıraktığını söyler:

“Beden, yaşanan duygusal travmaları genetik ifadeye dönüştürür. Bastırılan gerçekler, biyolojik sonuçlar doğurur.”

Yani insan sadece zihinsel olarak değil, bedensel olarak da kandırıldığı yerde kalmaya devam eder. Görmezden gelinen her gerçek, stres hormonlarıyla, bağışıklık sistemi zayıflıklarıyla ve kronik rahatsızlıklarla geri döner.

Gerçekten Devam Etmek Ne Demektir?

Devam etmek;
yanılgının biraz ilerisinde oyalanmak değildir.

Devam etmek;
nerede kandırıldığını, nerede sustuğunu, nerede kendine yalan söylediğini dürüstçe kabul edebilmektir.

Aksi hâlde her yeni başlangıç, eski bir hatanın süslenmiş versiyonu olur.
Yol değişmez, sadece tabelalar yenilenir.

Son Söz

Belki de asıl soru şudur:

Devam etmeye mi cesaretimiz var, yoksa gerçeği görmeye mi?

Çünkü insan bazen ilerlemek için ileriye değil,
gerçeğe doğru yürümek zorundadır.

Ve çoğu zaman hayatın düğümü,
kaldığımız yerde değil…
kandırıldığımız noktada çözülür.

Kategori: Yaşam

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.