Dik – Bakma – Kurut – Sök – Yeniden Dik! Bu dört fiil, bugün birçok kentimizin yeşil alan politikasının sessiz ama pahalı özetidir. Üstelik bu sadece estetik bir mesele değil; doğrudan doğruya kamu kaynağının israfıdır.
Şehirlerde yeşil alan üretmek elbette Belediyelerin asli görevleri arasındadır. Ancak refüjü çimle kaplamakla orayı “yeşil alan” yapmış olmuyoruz. Çim, özellikle Akdeniz ve yarı kurak iklim kuşağındaki kentlerimiz için bir yeşil alan değil; yüksek su tüketimli, sürekli bakım isteyen, sürdürülemez bir alışkanlıktır. Üstelik refüj dediğimiz alan, insanın gölgesine oturacağı bir park değil; araç egzozunun, ısı adasının ve rüzgârın ortasında kalan en stresli ekosistemdir.
Şehirler çimle yeşermez; yerel doğayla uyumlu ağaçlar, gölge üreten parklarla doğal ve yerel bitki çeşitliliğiyle yaşar ve nefes alır.
Bugün birçok belediye, “daha gösterişli”, “daha egzotik” diye ithal süs bitkilerine yöneliyor. Oysa egzotik türler çoğu zaman: yerel iklime uyum sağlayamaz, daha fazla su ve bakım ister, hastalıklara karşı dayanıksızdır, yerel bitki çeşitliliğini baskılar.

Sonuç ne olur? İlk yıl dikilir. İkinci yıl bakımı aksar. Üçüncü yıl kurur. Dördüncü yıl sökülür. Beşinci yıl yeniden ihale yapılır. Ve bu döngü, sessiz sedasız kamu bütçesini kemirir. Oysa çözüm son derece basittir ve bilimseldir: İklime uygun tür seçimi, düzenli ama akıllı bakım ve doğru sulama.
Bu topraklarda binlerce yıldır ayakta kalan ardıçlar, meşeler, akçaağaçlar, ılgınlar, dişbudaklar, akasyalar, zeytinler yetişti. Kuraklığa dayanıklı, gölge veren, yerel faunayı besleyen bu türler dururken; tropik bir bitkinin refüjlerde yaşamasını beklemek, doğayı tanımamaktır.
Unutmamak gerekir: Ağaç bir süs eşyası değil, yaşayan bir altyapı unsurudur. Ekosistemde birçok vazifesi vardır: gölge üretir, sıcaklığı düşürür, karbon tutar, suyu dengeler, kenti yaşanır kılar.
Yeşil alan politikası; ihale kalemlerinden, katalog fotoğraflarından ve “ilk bakışta güzel dursun” anlayışından kurtulmadıkça, bu dik–sök döngüsü devam edecektir.
Bugün belediyelerin yapması gereken şey daha fazla bitki dikmek değil; doğru bitkiyi, doğru yere, doğru bilgiyle dikmektir.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Biz kentlerimizi yeşillendiriyor muyuz, yoksa sadece yeşil görünsün diye para mı harcıyoruz?
