Türkiye’nin güvenliği, sahadaki kararlılığıyla ölçülen liderleri görünür kılmakla başlar. Kabine değişikliklerinin konuşulduğu kritik dönemlerde, sahaya hâkim, kriz anlarında refleks gösterebilen ve halkla hemhal olabilen siyasetçiler öne çıkar. Devlet hafızası ile siyasi cesaretin aynı kişilikte birleşmesi, nadiren rastlanan bir mucizedir.
Güçlü Türkiye’nin ihyası için;
Kabine değişiklikleri, yalnızca siyasi dengeleri değil, ülkenin geleceğini de şekillendirir. Şu an Türkiye, kritik ve tehlikelerle çevrili bir coğrafyada bulunuyor; bu tabloda, sadece yetkin ve siyasi manevra kabiliyetine sahip liderler sahada görünür olmalıdır.
Bürokrasiden gelme teknokratlar emir ve mevzuat zincirine alışkındır; inisiyatif almak onlar için zordur. Süleyman Soylu gibi siyasetin mutfağından gelen , vefa, gayret, azim, sabır gibi Anadolu hasletleri ile de donanmış liderler ise sahada bir refleks gibi hızlı karar alır, krizleri yönetir ve devlet-siyaset-millet dengesini ustalıkla gözetir. Onun görünürlüğü, Türkiye’nin güvenliği için bir tercih değil, zorunluluktur.
SOYLU’ya mahsus karakteristik farklılıklar;
Soylu, milletine , davasına, meslektaşlarına ve liderine duyduğu vefa ile fark yaratır. Her adımı sorumluluk bilincinin ürünüdür; her kararı yılların deneyimi ve birikimiyle şekillenir.
Bitmeyen gayreti, sınır boylarında geceyi gündüze katan çalışmaları ve şehit ailelerinin yanında duruşu, afet bölgelerindeki cefakar çabası ile belirginleşir. Anadolu’nun dört bir yanındaki vatandaşlarla kurduğu bağ, halden anlama ve empati yeteneğiyle derinleşir. Merhameti, siyaseti insani bir duruşla birleştirir. Özgüveni, takipçilerine yol gösterir, bir aura yaratır ve kitleleri peşinden sürükler. Sadakat, çaba ve birikim, onun sahadaki değerini belirleyen temel taşlardır.
Çöken algı operasyonları:
Medya ve bazı çevreler, zaman zaman algı operasyonlarıyla etkisini gölgelemeye çalışmıştır. Ama bütün bu beyhude çaba Soylu’nun sahadaki duruşunu ve halkla kurduğu bağın ve dolayısı ile gerçek liderlik değerlerinin üzerini örtememiş bilakis görünür hale getirmiştir. Eleştiriler ve saldırılar, karakterin özünü gölgeleyememiştir; aksine sahadaki kararlılığı ve halkla hemhal olma biçimi, tarihte çok az örneği olan bu algı operasyonlarını bertaraf edebilmiştir.
Ve sonuç ; gereklilik….
Türkiye, stratejik bir coğrafyada ve zorlu bir dönemde bulunuyor. Yetkin liderleri görünür kılmazsak, tabloyu göğüslemek mümkün değildir. Süleyman Soylu’nun sahadaki etkinliği, kriz yönetimi ve halkla kurduğu bağ, onun görünürlüğünü hem haklı hem de gerekli kılıyor.
Tarih, makam sahiplerini değil; sorumluluk bilinci, vefa, cesaret ve halkla hemhal olma yeteneği olan karakterleri yazar. İşte bu yüzden, sahadaki duruş ve değerler üzerinden yürüyen liderler, bugün her zamankinden daha önemlidir.
“Türkiye’nin geleceği, sahada duranlarla yazılır; geri kalan yalnızca izler. Sahada olması gerekenleri yedek kulübesinde bırakmak stratejik bir hata olur!!!!”
