Gün geçmiyor ki gerek dış güçlerin etkisi, gerek içerideki kendi vatanına, milletine ve inancına aykırı hareket eden, birilerinin gazına gelip içinde yaşadığı topluma ve medeniyete ihanet eden birileri çıkmasın... Kendi medeniyet kodlarından kopmuş ve kendi toplumuna yabancılaşmış bu kesim, en ufak bir fırsatta bir nevi canileşip hunharca yüz yüze baktığı insanlara saldırıyor; üstelik hem ölüye hem de diriye zerre kadar saygısı olmuyor.
Bir süredir İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile ilgili yürütülen savcılık soruşturması ve davalarla ilgili, daha önce HDP'nin çağrısıyla sokağa dökülen ve onlarca canın alınmasına, milletin malının harap edilmesine sebep olan; Yasin Börü gibi masum insanların katledilmesine yol açan canavarlaşmış insanlar gibi bu kesim de vuruyor, kırıyor, parçalıyor, polisin üzerine asitli gaz atıyor, tarihi mezarları parçalıyor ve devlet başkanının ölmüş annesine ahlaksızca küfür edebiliyor...
Yetmedi, bir de mecliste bulunanlar milleti sokağa döküp öğretmenleri ve geleceğin teminatı olan gençleri derslerini terk edip okulu boykot etmeye davet ediyor. Bu nasıl bir akıl tutulması, bu nasıl bir ruh hali ki hükümete kızıp devlete zarar veriyorlar? Boykot listesi hazırlıyorlar; ne kadar yerli ve millî üretim varsa boykot listelerine ekleniyor. On binlerce masum sivil Filistinliyi hunharca katleden İsrail mallarının boykotuna zerre kadar destek vermeyen ve iktidara talip olduğunu söyleyenlerin, kendi devletine, yerli ve millî üretimine bu şekilde saldırması ve boykot ilan etmesi, başa geldiklerinde devleti nasıl –eskiden olduğu gibi– peşkeş çekeceklerinin delilidir. Hızını alamayıp öğretmenleri dersi boykot etmeye davet edenler, bu ülkenin gençliğine, dolayısıyla medeniyetine en büyük ihaneti ediyorlar.
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, derse girmeyen ve öğrencileri mağdur eden öğretmenler hakkında soruşturma başlatacaklarını, gerek adlî gerek idarî cezalar uygulanacağını dile getirmesiyle ortamı daha da kızıştırdılar. Oysa Millî Eğitim Bakanı, üzerindeki sorumluluğu gereği bu açıklamayı yapmıştır. Böyle bir zamanda, böyle cesur bir açıklama ancak alkışlanır ve takdir edilir.
Boykot elbette bir haktır. Lakin hiçbir hak, kendi hakkını savunurken başkasına haksızlık yapmayı gerektirmez. Sınava hazırlanan 8. sınıf ve 12. sınıf öğrencileri geleceğini inşa etmek için ter dökerken, öğretmenlerin ideolojik ve siyasî kararları ile bunların geleceğini görmezden gelmesi, kul haklarına girmektir, öyle mi? Sadece cezalandırmak yetmez; ülkenin geleceği olan gençlerin geleceği ile oynayan, onların derslerini aksatan öğretmenler zaten öğretmen ruhu taşımayan bireylerdir. Öğretmen fedakâr olur, cefakâr olur. Fedakârlığı olmayan ve ideolojisinin kurbanı olan, zaten öğretmen olamaz. Bu durumda benim tavsiyem, Sayın Millî Eğitim Bakanımızın cezalarının arasına en başta uygulanması gereken ceza olarak meslekten ihraç olmalıdır. Ve bu ideolojideki öğretmenlere tavsiyem: Bırakın öğretmenliği, gidin siyasete atılın. En azından gençlerimizi zehirlememiş olursunuz.
Ne mutlu, bütün çağrılara rağmen nesli ihya, medeniyeti inşa mefkûremize hizmet edip böyle saçma bir boykota karşı dersine girip helal maaş alan öğretmenlere...
Her zaman olduğu gibi biz, bu nesli ihya etmek ve bu medeniyeti inşa etmek için devletimizin yanındayız. Eğitimciler olarak Millî Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin'in bu haklı çıkışının yanındayız. Bakan Bey de üzerine düşeni yapıp hiçbir baskıya maruz kalmadan eğitimi, millî ve manevî değerler bünyesinde inkılap niteliğinde yeniliklerle düzeltmeye çalışmalıdır. 15 Temmuz'da nasıl ki kendi devletine zarar veren FETÖ'cü gruplarla mücadele için meydanlara inen vatan evlatları onların oyunlarını bertaraf ettiyse, bu vatanın öz evlatları elbette gerek dışarının saldırılarını gerek içerideki kendi toplumuna yabancı hainlerin cevabını verecek, bu vatanı ve bu milletin değerlerini bünyesinde korumaya ve kollamaya devam edecektir.
Biz devletimizin yanındayız ve destekçisiyiz.
Adnan Kalkan
adnankalkan01@gmail.com