• BIST 100

    16761,58%0,39
  • DOLAR

    43,95% 0,16
  • EURO

    51,70% -0,02
  • GRAM ALTIN

    7326,28% -0,07
  • Ç. ALTIN

    11819,10% 0,00

Misafir Kalemler


Okulda Şiddet Alarmı: Güven Nerede?

Bir velinin okul müdürüne fiziki saldırısı sonrası eğitim kurumlarında güvenlik ve saygı krizi yeniden gündemde. Eğitimde güven ortamı nasıl korunacak?


Bu Şehrin Kalbi Okullarda Atar, Peki Güvende mi?

Bir zamanlar öğretmen mahalleden geçerken insanlar saygıyla ayağa kalkardı. Çünkü öğretmen, yalnızca müfredat anlatan bir görevli değil; bir neslin karakterini inşa eden rehberdi. Okul ise güvenin, düzenin ve saygının mekânıydı.

Bugün ise eğitim kurumlarında güvenliği tartışmak zorunda kalıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir olay, üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir kırılmayı ortaya koydu. Ders saatleri bitmiş, öğrencilerin büyük kısmı okuldan ayrılmışken; iki öğrencinin kendi aralarındaki bir tartışması büyütüldü. Sürece bir veli dâhil oldu ve okul bahçesinde müdüre fiziki müdahalede bulunuldu. Olay okul binası içinde devam etti.

Burada asıl mesele çocukların tartışması değil. Çocuklar hata yapar, tartışır, öğrenir. Eğitim kurumu tam da bu süreçleri yönetmek için vardır. Sorun; yetişkinin öfkesini denetleyememesi ve şiddeti bir çözüm yolu olarak görmesidir.

Ders bitmiş, ortam sakinleşmişken bir eğitim yöneticisine fiziki saldırıda bulunmak, yalnızca bireysel bir kontrol kaybı değildir. Bu, kamusal saygı ve otorite krizidir.

Okul bahçesi hesaplaşma alanı değildir. Müdür, yalnızca bir idareci değil; devletin eğitim alanındaki temsilcisidir. Ona yönelen her saldırı, aynı zamanda kamu düzenine yönelmiş bir müdahaledir. Bu tür eylemleri “anlık öfke” başlığı altında hafifletmek, sorunu görmezden gelmektir.

Bir öğrencinin yaşadığı sorun; rehberlik süreciyle, idari prosedürlerle, hukuki yollarla çözülebilir. Dilekçe verilir, görüşme yapılır, süreç işletilir. Şiddet ise çözüm değil; yeni krizlerin başlangıcıdır.

Bugün sormamız gereken temel soru şudur: Eğitimciler kendilerini güvende hissetmezse bu şehirde sağlıklı bir eğitim iklimi nasıl oluşacak? Müdürünün darp edildiği bir okulda öğretmen ne kadar motive olabilir? Öfkenin meşrulaştırıldığı bir toplumda çocuk hangi değeri içselleştirir?

Bu noktada üç temel sorumluluk öne çıkıyor:

Birincisi hukuk.
Eğitim çalışanına yönelik her saldırı net ve kararlı yaptırımlarla karşılık bulmalıdır. Caydırıcılık sözle değil, uygulamayla sağlanır.

İkincisi kurumsal sahiplenme.
Eğitim yöneticileri ve öğretmenler yalnız bırakılmamalıdır. İl ve ilçe düzeyinde açık bir dayanışma ve güçlü bir irade sergilenmelidir.

Üçüncüsü toplumsal bilinç.
Şiddeti normalleştiren her sessizlik, bir sonraki olayın zeminini hazırlar. Mahalle kültürü yalnızca selamlaşmak değil; yanlışın karşısında durabilmektir.

Eğitim güven ortamında gelişir. Güven sarsıldığında kalite düşer. Korku ikliminde başarı beklemek gerçekçi değildir.

Bu şehir çocuklarının geleceğini önemsiyorsa, o geleceği inşa eden eğitim kadrolarını korumak zorundadır. Eğitimciyi yalnızlaştıran bir yaklaşım, yarının temellerini zayıflatır.

Çocukların yaşadığı bir tartışma unutulur. Ancak yetişkinin sergilediği şiddet uzun süre hafızalarda kalır.

Artık net bir ilkeye ihtiyaç var:
Şiddete sıfır tolerans, eğitime tam destek.
Çünkü kırılan yalnızca bir yöneticinin onuru değildir; kırılan, toplumun ortak geleceğidir.

Kategri: Gündem > Eğitim

Hakan Baloğlu

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.