• BIST 100

    15981,30%-0,13
  • DOLAR

    43,39% 0,10
  • EURO

    51,50% -0,10
  • GRAM ALTIN

    7091,50% 0,66
  • Ç. ALTIN

    11687,25% 0,34

Levent Hüdayi TOPALOĞLU


Olaylar Kaderdir, Tepkiler İmtihandır

İnsanın imtihanı yaşadığı olaylarda değil, o olaylar karşısında kimi merkeze aldığıyla başlar. Kader yaşanır; tepki ahlâkı belirler.


İnsan, yaşadığı olaylar karşısında çoğu zaman fiilin kendisine odaklanır. “Bu iyi miydi, kötü müydü?” sorusu zihni meşgul eder. Hâlbuki imtihanın asıl ağırlık noktası fiilin dış yüzünde değil, fiil karşısında oluşan iç merkezde saklıdır. Çünkü fiiller âleminde görünen her şey, daha derinde işleyen bir hakikatin yansımasıdır.
Allah Subhân’dır; noksanlıktan, zulümden, çirkinlikten münezzehtir. Bu nedenle mutlak anlamda “kötülük” O’na isnat edilmez. İnsanın gördüğü çirkinlikler ve şerler, hakikatte ilâhî fiillerin insan yüzündeki görünümleridir. Yani kötülük, fiilin yaratılışında değil; kulun o fiille kurduğu ilişkide ortaya çıkar.
Bu yüzden insan, olumsuzluğu kendi nefsine alır. “Bu benden” der. Bu cümle bir suç psikolojisi değil, tevhid edebidir. Hayır ve güzellik Allah’a nispet edilirken; kusur ve çirkinlik nefsin payı olarak görülür. Böylece hem Allah’ın Subhân oluşu korunur hem de kul, sorumluluk alanını kaybetmez.
İnsan hayatı bir senaryo gibi yaşar. Olaylar çoğu zaman insanın seçimiyle başlamaz. Doğum, aile, çevre, karşılaşılan musibetler ve imkânlar büyük ölçüde kader sahnesidir. Ancak imtihan, bu sahnede oynanan rol değil; rol esnasında kalpte kurulan merkezdir. Yani insanın başına gelen değil, başına gelen karşısında neyi merkeze aldığıdır.
İmtihan tam olarak burada başlar:
 

“Olaylar kaderdir. Tepkiler imtihandır.”

İnsan olay karşısında kendini mi merkeze alır, yoksa Allah’ı mı?
Aynı olay, iki farklı iç duruşla iki farklı sonuç doğurur. Aynı fiil, niyet ve yön değiştiğinde bambaşka bir ahlâkî hüküm kazanır. Bunun en çarpıcı örneği öldürme fiilidir. Bir insan, kendisine veya emanetine yönelen bir saldırıyı durdurmak, masumu korumak niyetiyle öldürürse bu fiil mükâfat sebebi olur. Aynı fiil, öfke, kibir, intikam ve nefs adına işlendiğinde ise mücazat sebebidir. Fiil aynıdır; sonuç aynıdır. Değişen tek şey merkezdir.
Bu durum şunu gösterir:
İyilik ve kötülük fiilin kendisinde mutlak olarak sabit değildir. Asıl belirleyici olan, fiilin hangi niyetle ve hangi merkezle yapıldığıdır. İnsanın imtihanı, “ne oldu?” sorusunda değil; “ben bunu kimin adına yaşadım?” sorusunda gizlidir.
Bütün fiilleri Allah yaratır. İnsan bu fiilleri yaşar. Bu, kaderdir. Ancak insanın fiil esnasında taşıdığı niyet, yöneliş ve iç tavır kendisine aittir. Sorumluluk buradadır. İnsan fiili seçmekte serbest olmayabilir; fakat fiile verdiği iç cevabı seçer. İşte bu cevap, insanın ahlâkî durumunu belirler.
Bu bakış açısı ne kaderi inkâr eder ne de sorumluluğu yok eder. “Her şey Allah’tan” deyip nefsini temize çıkarmaz; “Her şey benden” deyip kendini ilâh yerine koymaz. Dengeyi korur. Fiilleri Allah’a verir, ahlâkı kulda bırakır.
Sonuçta ortaya şu hakikat çıkar:
Olaylar kaderdir.
Tepkiler imtihandır.
Aynı senaryoyu yaşayan iki insandan biri huzura, diğeri helâke sürüklenebilir. Çünkü biri kendini merkeze almıştır, diğeri Allah’ı. İnsanın yüzü karardığında, hakikatte Subhân olanın fiilleri işlemeye devam eder; kararan şey kulun aynasıdır.
İmtihan, aynayı nereye çevirdiğimizdir.

Bu yazı, yazarın kader, imtihan ve merkez meselesini ele aldığı önceki metnin devamı niteliğindedir.
Konunun arka planı için [yazarın “Olaylar Kaderdir, Tepkiler İmtihandır” başlıklı yazısı] okunabilir.

Kategori: Analiz > İrfanî Bakış)

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.