• BIST 100

    17132,20%0,11
  • DOLAR

    43,72% 0,19
  • EURO

    51,92% -0,02
  • GRAM ALTIN

    7075,01% 2,56
  • Ç. ALTIN

    11673,05% -0,41

Sert Siyaset Toplumu Nereye Sürüklüyor?

Sevgili okurlarım... Siyasette sertleşen dilin toplumsal kutuplaşmayı nasıl derinleştirdiğini analiz ediyor. Üslup krizinin uzun vadeli etkilerine dikkat çekmeye çalışıyorum..


Türkiye’de siyaset artık yalnızca fikirlerin yarıştığı bir alan olmaktan çıktı; kelimelerin çatıştığı bir zemine dönüştü. Meclis kürsüsünden televizyon ekranlarına, sosyal medyadan miting meydanlarına kadar kullanılan dil giderek sertleşiyor. Sorun yalnızca siyasetçilerin birbirine söylediği sözler değil; o sözlerin toplumda oluşturduğu yankı.

Çünkü siyaset dili sadece rakibe yönelmez. Topluma sirayet eder.

Bir ülkede liderlerin kullandığı kelimeler, sokaktaki vatandaşın üslubuna dönüşür. Yukarıda yükselen gerilim, aşağıda gündelik hayata iner. Aile içi tartışmalarda, iş yerinde, sosyal medya paylaşımlarında aynı sertlik yeniden üretilir. Böylece siyaset, yalnızca yönetim alanı olmaktan çıkar; toplumsal psikolojiyi şekillendiren bir güç haline gelir.

Bugün geldiğimiz noktada fikir ayrılığı ile düşmanlık arasındaki çizgi incelmiş durumda. Eleştiri çoğu zaman ihanetle, farklı düşünce ise karşı cepheyle eş anlamlı görülüyor. Oysa demokrasinin ruhu, farklılıkların birlikte yaşayabilmesidir. Sert dil bu zemini zayıflatır.

Sert üslup kısa vadede alkış getirebilir. Taraftarı konsolide edebilir. Sosyal medyada etkileşim üretebilir. Ancak uzun vadede güveni aşındırır. Çünkü toplum, sürekli gerilim diline maruz kaldığında savunma psikolojisine geçer. Bu psikoloji uzlaşmayı değil, ayrışmayı besler.

“Siyasette sert dil, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir; liderlik yüksek sesle değil sorumlu üslupla kurulur.”

Kutuplaşma yalnızca siyasi partiler arasında yaşanmaz; komşular arasında da yaşanır. Aynı mahallede yaşayan insanlar birbirini siyasi kimliği üzerinden tanımlar hale gelirse, ortak yaşam alanları daralır. Bu daralma zamanla toplumsal güven krizine dönüşür.

Siyasetin sertleşmesi, muhalefet veya iktidar meselesi değildir. Bu bir kültür meselesidir. Üslup, siyasi görüşten bağımsız olarak sorumluluk gerektirir. Çünkü devlet ciddiyeti ile parti polemiği aynı şey değildir.

Bugün yalnızca siyasette değil, ekranlarda da benzer bir dil sertleşmesi ve değer aşınması gözlemleniyor. Nitekim daha önce kaleme aldığımız “Ekranlar Üzerinden Yürütülen Kültürel Operasyon” başlıklı analizde de bu dönüşümü detaylı biçimde ele almıştık.

Toplumun ihtiyacı olan şey; bağıran liderler değil, güven veren liderlerdir. Hakaret eden değil, net konuşan; suçlayan değil, çözüm üreten bir dil… Güçlü olmak yüksek sesle konuşmak değildir. Güç, kelimeleri kontrol edebilme becerisidir.

Bugün asıl soru şudur:
Sertleşen siyaset dili oy kazandırıyor olabilir mi? Belki.
Ama toplumu kaybettiriyor olabilir mi? Üzerinde düşünmek gerekir.

Gerçek liderlik, taraftarları kışkırtmak değil; toplumu sakinleştirmektir. Çünkü devlet yönetmek, duygularla değil sorumlulukla yapılır.

Siyasette kullanılan her kelime, yalnızca bir cümle değildir. O kelime; bir ülkenin yarınını ya inşa eder ya da yıpratır.

Ve unutulmamalıdır:
Toplumun hafızası güçlüdür. Söylenen sözler unutulabilir ama bıraktığı iz kolay silinmez.

Kategori: Toplum Analizi

Sizce siyasette kullanılan dil toplumu gerçekten etkiliyor mu? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.