MEHMET NURİ YARDIM
Köşe Yazarı
MEHMET NURİ YARDIM
 

Mükâfat

ggg Ömrünü hayırlı hizmetlerle geçirmiş olanlar, vefat etse de amel defteri kapanmaz, dua musluğu kurumaz, kazandıkları sevaplar azalmaz. Mehmed Şevket Eygi de bu müstesna şahsiyetlerdendi. Türkiye’de nesiller yetiştirmiş bir fazilet, ahlak, ideal ve dava adamıydı. Kurduğu hayırlı müesseselerden Bedir Yayınevi, üstadın ilim ve fikir ocağını tüttürmeye devam ediyor. Bugünlerde iki kıymetli eser, yayınevinden çıktı: Mükâfat ile Müslümanın 100 Vazifesi. Ömer Özveren’in editörlüğünü yaptığı Mükâfat, merhum yazarımızın Ramazan Ercan Bitikçioğlu’nun haberkalem.com sitesi için yazdığı 95 yeni yazıdan meydana geliyor. Bu yazılar ilk defa kitaplaşıyor. Müellifimizin istikametli yolunu ve fikir çizgisini yakından bilenler, bu yazıların yüklendiği anlamlara aşinadır. Aziz münevverimizin din, tasavvuf, estetik, sanat, kitap, eğitim, israf, iktisat, görgü, ahlak, fazilet, inanç, medeniyet ve daha birçok farklı konudaki duygu ve düşüncelerini dile getiren seçkin yazılar demeti.  O kadar değerli yazılar ki sadece Müslüman’ın ev hayatı ile ilgili olarak seçtiğim şu satırlar bile, eserin derinliğini ve kuşatıcılığını göstermeye kâfidir: “Müslüman içinde oturduğu, damının altında barındığı eve mal gözüyle bakmaz, yuva gözüyle bakar. Bir İslam ülkesinde evler yuva olmaktan çıkıp mal hâline gelirse, orada büyük bir yabancılaşma, bozulma ve yozlaşma olmuş demektir.” “İslam dini ve ahlâkı, Müslümanların çok katlı, sefertası gibi üst üste yapılmış apartmanlarda oturmalarını hoş görmez. İslam’ın kendisine özel bina, mesken, şehircilik anlayışı ve zihniyeti vardır.” “Bir Müslüman, İslam’a uygun, İslam medeniyetine muvafık bir meskende ikamet eder. Bülbülün yuvası, serçenin yuvasına benzemez. Bülbülü serçe yuvasına yerleştirirseniz, tabiata aykırı anormal bir iş yapmış olursunuz.” “Müslümanlar evlere bir tür kutsallık atfeder. Müslüman bir karı koca satın almak için daire bakıyorlar. Bir yeri gezerken kadın kocasına soruyor: ‘Sattığımızda daha fazla para eder mi acaba?’ İşte bu zihniyet bir felakettir. Evler elbette satılır, sahip değiştirir, lakin zaruret ve mecburiyet olduğu zaman. Herkes anlamaz, mekânların, eşyanın, elbiselerin, yorganların bile bir ruhu vardır. Gözle görülmediği, koklanmadığı, elle tutulmadığı için herkes farkında olmaz.” “Çocukluğumda anlatmışlardı, bir ailenin oturduğu eski ahşap evin döşeme tahtaları, sık sık yıkandığı için eskimiş, çürümüş, evin beyi ustalarla anlaşmış, yeni tahta almış, gelip eski tahtaları sökecekler, yenilerini koyacaklar… Evin yaşlı hanımları ağlaşmışlar… ‘Ne ağlıyorsunuz, ev daha sağlam daha güzel olacak…’ Kadınlar, ‘Yaa öyle mi? demişler, bu tahtaların üzerinde ailemizden nice fertleri namaz kıldı, bu tahtalar üzerinde Kur’an okundu, tespih çekildi, bu tahtalar düğünlere ve matemlere şahit oldu. Onlara bizden bir şeyler sindi ve sızdı, şimdi nasıl onları hoyratça kopartıp atacaksınız?’ Bu anlattıklarımı, evlerini mal olarak görenler anlarlar, idrak ederler mi acaba?” “Artık Amerika ve Avrupa’nın medeni ülkelerinde, bizde olduğu gibi yüksek katlı, ruhsuz, zindanî, kasvetli sefertası gibi üst üste meskenler yapılmıyor; ailelere mahsus bahçeli evler yapılıyor. Medenî ülkelerde güneşte pişmiş toprak kerpiçlerden yahut samandan -evet samandan- evler yapılıyor.” “Apartmanlar, Müslüman için birer zindan, sıkıntı yeridir. Müstakil evler, hürriyet demektir. Türkiye’nin toprağı bol, yüzölçümü geniş, niçin bahçeli, bağımsız evlerde oturmuyoruz?” Müslümanın 100 Vazifesi’nde de hepimizin okuması, bilmesi gereken hususlar anlatılıyor. Bu görevlerden birini görelim: “Bütün vazifelerin en yükseği, en ehemmiyetlisi, en şereflisi Yüce Allah’ı bilmektir. O, birdir, eşi, benzeri yoktur. Başlangıcı ve sonu yoktur. Kemâl sıfatları ile sıfatlıdır; eksik sıfatlar O’nda yoktur. Onun varlığı Kendisindendir. Başkalarının varlığı O’ndandır. Biz insanları ve diğer yaratıkların hepsini O yaratmıştır. O’nu bilmek, O’na kulluk ve ibâdet etmek, O’nu dâimâ anmak ve yüceltmek, O’na itâat etmek, O’ndan korkmak, O’nu sevmek, O’nun rızâsını kazanmağa çalışmak her insân için temel vazifedir.” Bedir, kurucusunun yeni kitaplarını hazırlatıyor.   Milat Gazetesi, 7 Nisan 2021
Ekleme Tarihi: 07 Nisan 2021 - Çarşamba

Mükâfat

Ömrünü hayırlı hizmetlerle geçirmiş olanlar, vefat etse de amel defteri kapanmaz, dua musluğu kurumaz, kazandıkları sevaplar azalmaz. Mehmed Şevket Eygi de bu müstesna şahsiyetlerdendi. Türkiye’de nesiller yetiştirmiş bir fazilet, ahlak, ideal ve dava adamıydı. Kurduğu hayırlı müesseselerden Bedir Yayınevi, üstadın ilim ve fikir ocağını tüttürmeye devam ediyor. Bugünlerde iki kıymetli eser, yayınevinden çıktı: Mükâfat ile Müslümanın 100 Vazifesi.

Ömer Özveren’in editörlüğünü yaptığı Mükâfat, merhum yazarımızın Ramazan Ercan Bitikçioğlu’nun haberkalem.com sitesi için yazdığı 95 yeni yazıdan meydana geliyor. Bu yazılar ilk defa kitaplaşıyor. Müellifimizin istikametli yolunu ve fikir çizgisini yakından bilenler, bu yazıların yüklendiği anlamlara aşinadır. Aziz münevverimizin din, tasavvuf, estetik, sanat, kitap, eğitim, israf, iktisat, görgü, ahlak, fazilet, inanç, medeniyet ve daha birçok farklı konudaki duygu ve düşüncelerini dile getiren seçkin yazılar demeti. 

O kadar değerli yazılar ki sadece Müslüman’ın ev hayatı ile ilgili olarak seçtiğim şu satırlar bile, eserin derinliğini ve kuşatıcılığını göstermeye kâfidir:

“Müslüman içinde oturduğu, damının altında barındığı eve mal gözüyle bakmaz, yuva gözüyle bakar. Bir İslam ülkesinde evler yuva olmaktan çıkıp mal hâline gelirse, orada büyük bir yabancılaşma, bozulma ve yozlaşma olmuş demektir.”

“İslam dini ve ahlâkı, Müslümanların çok katlı, sefertası gibi üst üste yapılmış apartmanlarda oturmalarını hoş görmez. İslam’ın kendisine özel bina, mesken, şehircilik anlayışı ve zihniyeti vardır.”

“Bir Müslüman, İslam’a uygun, İslam medeniyetine muvafık bir meskende ikamet eder. Bülbülün yuvası, serçenin yuvasına benzemez. Bülbülü serçe yuvasına yerleştirirseniz, tabiata aykırı anormal bir iş yapmış olursunuz.”

“Müslümanlar evlere bir tür kutsallık atfeder. Müslüman bir karı koca satın almak için daire bakıyorlar. Bir yeri gezerken kadın kocasına soruyor: ‘Sattığımızda daha fazla para eder mi acaba?’ İşte bu zihniyet bir felakettir. Evler elbette satılır, sahip değiştirir, lakin zaruret ve mecburiyet olduğu zaman. Herkes anlamaz, mekânların, eşyanın, elbiselerin, yorganların bile bir ruhu vardır. Gözle görülmediği, koklanmadığı, elle tutulmadığı için herkes farkında olmaz.”

“Çocukluğumda anlatmışlardı, bir ailenin oturduğu eski ahşap evin döşeme tahtaları, sık sık yıkandığı için eskimiş, çürümüş, evin beyi ustalarla anlaşmış, yeni tahta almış, gelip eski tahtaları sökecekler, yenilerini koyacaklar… Evin yaşlı hanımları ağlaşmışlar… ‘Ne ağlıyorsunuz, ev daha sağlam daha güzel olacak…’ Kadınlar, ‘Yaa öyle mi? demişler, bu tahtaların üzerinde ailemizden nice fertleri namaz kıldı, bu tahtalar üzerinde Kur’an okundu, tespih çekildi, bu tahtalar düğünlere ve matemlere şahit oldu. Onlara bizden bir şeyler sindi ve sızdı, şimdi nasıl onları hoyratça kopartıp atacaksınız?’ Bu anlattıklarımı, evlerini mal olarak görenler anlarlar, idrak ederler mi acaba?”

“Artık Amerika ve Avrupa’nın medeni ülkelerinde, bizde olduğu gibi yüksek katlı, ruhsuz, zindanî, kasvetli sefertası gibi üst üste meskenler yapılmıyor; ailelere mahsus bahçeli evler yapılıyor. Medenî ülkelerde güneşte pişmiş toprak kerpiçlerden yahut samandan -evet samandan- evler yapılıyor.”

“Apartmanlar, Müslüman için birer zindan, sıkıntı yeridir. Müstakil evler, hürriyet demektir. Türkiye’nin toprağı bol, yüzölçümü geniş, niçin bahçeli, bağımsız evlerde oturmuyoruz?”

Müslümanın 100 Vazifesi’nde de hepimizin okuması, bilmesi gereken hususlar anlatılıyor. Bu görevlerden birini görelim: “Bütün vazifelerin en yükseği, en ehemmiyetlisi, en şereflisi Yüce Allah’ı bilmektir. O, birdir, eşi, benzeri yoktur. Başlangıcı ve sonu yoktur. Kemâl sıfatları ile sıfatlıdır; eksik sıfatlar O’nda yoktur. Onun varlığı Kendisindendir. Başkalarının varlığı O’ndandır. Biz insanları ve diğer yaratıkların hepsini O yaratmıştır. O’nu bilmek, O’na kulluk ve ibâdet etmek, O’nu dâimâ anmak ve yüceltmek, O’na itâat etmek, O’ndan korkmak, O’nu sevmek, O’nun rızâsını kazanmağa çalışmak her insân için temel vazifedir.” Bedir, kurucusunun yeni kitaplarını hazırlatıyor.

 

Milat Gazetesi, 7 Nisan 2021

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve medya90.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.