DR. VEHBI KARA

Tarih: 21.01.2022 20:15

Türkiye’nin gerçek kurucu ilkeleri

Facebook Twitter Linked-in

Ülkemizin kurucu ilkeleri konusunda hiç yüzü kizarmadan gerçege aykiri açiklamalar yapan sahtekârlar bulunmaktadir.   

Çogunlukla materyalist inanca sahip ve fasist düsünce anlayisindan gelen bu kisiler, insanlarin akli ile âdeta alay ederek kendi çürük fikirlerini halkimiza dayatmak istemektedirler.  
  
Eger gerçekten “kurucu ilkeler” adi altinda Cumhuriyetimizin temellerine sahip çikmak istiyor isek sahtekârlikta doktora yapmis kisilere degil; belgelere ve tarihi olaylara bakmak gereklidir. Zira hakikat degismez ve degistirilemez.
  
Cumhuriyetimizin temelleri öncelikle Osmanli Meclis-i Mebusaninda atilmistir. Burada kabul edilen Misak-i Milli, toplumumuzun kurucu ilkelerinin basinda gelmektedir.    

Fakat Ingilizler ve ortagi Batili devletler, bundan rahatsiz olarak Istanbul’daki meclisi dagitmis ve bir kisim milletvekillerini Malta’ya sürgüne göndermislerdir.
  
23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da bir Cuma günü Kur’an ve hadis hatimleri ile birlikte dualarla açilan meclis üyelerini; Istanbul’dan kaçarak gelen ve sürgüne gönderilenlerin yerine seçilmis mebuslar teskil ediyordu.
  
Meclis Baskani ve Temsil Heyeti üyeleri bütün açiklamalarinda Misak-i Milli ile beraber “Istanbul’da esir tutulan Halife’nin kurtulmasini” öncelikli olarak dile getirmislerdir. Iste bu iki madde kurucu ilkelerimizin basinda yer almistir.
  
Kurucu degerlerimizin diger önemli bir parçasi da Osmanli meclisinden alinan  “Kanuni Esasi” yani anayasa idi. Bütün bu gerçekler hâlâ muhafaza edilen evraklar ile resmi ve gayri resmi tarih kitaplarinda yerini almis olup sahtekâr tarihçilerin gözlerine sokulacak cinstendir.   

Buna ragmen bazi kisilerin çikip CHP’nin alti ilkesini “kurucu degerler” olarak halkimiza benimsetmeye çalismasi akil almaz bir cüret ve saygisizliktir. Bu dayatma sagduyu sahibi hiçbir insan tarafindan kabul edilemez.

1980 darbecileri, özellikle 1960 fasist Anayasasinda mevcut askeri vesayet maddelerini tekrarlayarak daha da agir bir sekilde ortaya koymustu.   

Maksat özgürlükleri bogmak idi. Olur ki halk gerçekten yönetimde söz sahibi olur endisesi ile ne kadar fasist ve baskici maddeler var ise hepsi bulup bulusturulup su anda yürürlükteki 1982 anayasasina dâhil etmislerdir.
  
Ne kadar düzeltme yapilirsa yapilsin mevcut anayasanin bir partinin yani CHP’nin alti ilkesini esas almasi özgürlügü ve insanligin temel degerlerini öne almis kisiler tarafindan kabul edilemez.    
Sonuçta askeri bir darbe dayatilmis ve zorla kabul ettirilmistir. Bu ilkeler 1936 yilinda anayasaya geçirilmis olup gerçek kurucu degerlerimiz ayaklar altina alinmistir.
 
Örnegin Halife, Türkiye’den kovulmus Misak-i Milli sinirlari Lozan’da delik desik edilmis kurucu anayasamizin ikinci maddesi olan “Türkiye Cumhuriyetinin dini Islam’dir” maddesi, 1928 yilinda ortadan kaldirilmistir.
  
Milli Mücadelenin gerçek kahramanlari çesitli entrikalarla ya öldürülmüs ya da ülke disina çikmak zorunda kalmisti.   

Meclis’in içinde öldürülerek sehit edilen generalimiz dahi vardi. Çünkü CHP yöneticileri muhalif bütün partileri kapatiyor yöneticilerini de “ihtimaldir ki bazi kelleler kesilecektir” sözleri ile tehdit ediyordu.
  
Nitekim Büyük Millet Meclisinin en önemli firkalari olan Ikinci Gurup, Türkiye Komünist Partisi, Terakkiperver Cumhuriyet Firkasi ve Serbest Firka gibi partiler; bir bahane ile tasfiye edilmisti.    
Yöneticileri ise “Sürgün edilen 150’likler” listesinde oldugu gibi yurt disina çikmaya zorlanmisti. Ülkede kalan muhalif yöneticilerin ise pesine hafiyeler takilip evden disari çikmasina dahi müsaade edilmemistir.
  
Çesitli araliklar ile yapilan milletvekili ve yerel seçimler ise tamamen CHP yöneticilerinin uygun gördügü kisiler arasindan yapiliyordu.   

Zaten tek partinin iktidarda oldugu ve muhalif partilerin ortadan kaldirildigi bu seçimlerin demokratik usullere göre yapildigini kimse iddia etmemektedir.
  
Darbeci askerler sayesinde gerekli gereksiz bir çok madde anayasaya doldurulmus öyle ki halihazir anayasamiz bir kitapçik hacmine ulasmistir.   

Fakat bir 4. Madde vardi ki evlere senliktir. Bu madde der ki; Anayasa’nin ilk 3 maddesi degistirilemez hatta degistirilmesi teklif dahi edilemez. Hasa! Kur’an ayetlerine benzetmeye çalismislar.
  
Eger gerçekten “kurucu ilkeler” adi altinda Cumhuriyetimizin temellerine sahip çikmak isteniyor ise Cumhuriyetimiz kuruldugundaki “kanuni esasi” esas alinmali ”Türkiye Cumhuriyetinin dini Islam’dir maddesi yeniden anayasamizda yer almalidir. 
  
Unutmamak gerekir ki milletimiz bu kurucu ilkeler ve anayasa ile emperyalist devletleri, Yunanistan’i ve Ermenistan’i maglup etmistir. Ayni ruh ve cesareti muhafaza etmek bu vatan evlatlarinin boynuna borçtur, vesselam…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —