Nazile Sanal
“Allah’a ibadet edin, O’na hiçbir seyi ortak kosmayin. Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakin komsuya, uzak komsuya, yaninizdaki arkadasa, yolcuya. Elinizin altindakilere iyilik edin. Süphesiz Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez (Nisa Suresi 36.Ayet)”
Vahiyden de anlasildigi, anlasilacagi üzere Rabbimiz burada bir hiyerasiye dikkatlerimizi çekiyor.
Öncelikle kendisine ibadet ve ortak kosulmamasini telkin ederken, bir birinin varlik sebebi olanlarida siraliyor ayetin devaminda. Dolayisiyla agir bir vazife yüklüyor insana.
Bunlari ayni ayet içerisinde zikretmesi sorumlulugu kat kat artirmakta ve kulluk bilincini perçinlemekte adeta.
Rabbimizin insana kendi ruhundan üflemesi neticesinde, beklentiside bi o kadar mühim ve manidar.
“Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki; gökyüzündekiler size rahmet etsin“ hadisiyle de pazarlik edercesine vurgu yapilmakta.
Her zaman üzerinde vurgu yaptigimiz öncelikle herseyin en mükemmelini bahseden biricik Rabbimiz Cebrail vasitasiyla Peygamberine, Peygamberi araciligiyla da insanogluna ulastirdigi vahiyle mükemmel olani bildirip fitrata uygunlugu hasebiyle karsiligini da mükemmel olaniyla bekliyor.

"O Allah ki yaptigini saglam yapan, yaptiginda hikmet olandir." ayeti çok yerde zikredilir.
Bu yazimizda Rabbimizin komsuluga verdigi kiymet ve sorumlulugumuzu aktarmaya gayret edecegiz.
Yine Kur’an ve sünnet isiginda.
Hz Ali (r.a)
Söyle tarif etmistir komsuyu; birbirlerinin sesini duyacak kadar yakin olan kimseler komsudurlar.
Hz Aise validemiz ise daha uzaklara tasimis; "evin her kösesinden kirkar hanenin komsuluk hakki bulundugunu" rivayet etmistir.
Üzerimizde haklari olma bakimindan derecelendirecek olursak üçe ayriliyor.
Üzerimizde bir hakki olanlar:
Bunlar gayrimüslimlerdir ve sadece komsuluk haklari vardir.
Üzerimizde iki hakki olanlar:
Bunlar Müslümanlardir, hem din kardesligi, hemde komsuluk haklari vardir.
Üzerimizde üç hakki olanlar.
Bunlar akraba olan müslümanlardir, hem din kardesligi, hem akrabalik, hemde komsuluk haklari mevcuttur.
Efendimiz Buyuruyor ki:
"Allaha yemin ederim ki bir kimse kendisi için sevdigi seyi, komsusu ve arkadasi için sevmedikçe iman etmis olmaz."
Imanimizla sinayan bir imtihan vesilesi.
“Kontrol edelim” ne durumdayiz.
Örneklerini Kur'an kissalarinda okuduk.
Peygamberimiz (s.a.v) nin yasantisindan ögrendik. Sahabenin ve tarihte birçok yasanmisliklari tevatür yoluyla da olsa duyduk.
Hani bir defasinda Sevgili Peygamberimiz ( s.a v)ihtiyaç sahibi bir komsusuna verdigi kelleyi benden daha çok ihtiyaci var denilerek yedi komsu dolasip tekrar ilk verilene geri gelmesi imanlarinin derecesini tescillemekte.
Yine Efendimizin Yahudi komsulariyla münasebeti keza öyle.
Komsu, arkadas insan için büyük nimet ve firsattir elbette. Evi, ocagi, binegi kadar mühim.
Iyi komsular, iyi komsuluk bulundugu yeri mamur eder ve birbirinin cennetine vesile olur Allah’in izniyle.
Bir kimse komsusundan bekledigini öncelikle kendisi yapmali ki hem ecir bakimindan, hem de örneklik açisindan amaç hasil olsun.
Sorumlulugumuzun ve yükümüzün agirligi konusunda bu hadisi serifi aktarmada da yarar var.
Resulümüz, "Komsusunu üzen beni üzmüs olur. Bana eziyet eden Allah'a eziyet etmis olur. Komsusuyla dövüsen benimle dövüsmüs olur. Benimle dövüsen Allah ile dövüsmüs olur" buyuruyor.
Olayin basit bir iliskiden ibaret olmadigi asikar.
Daha baska Resulumüzün hadislerde de komsuya eziyetin Allah'a yeminle aktardigini görmekteyiz.
Yukarida ayette de zikredildigi üzere komsu, yakin komsu, uzak komsu diye farkli boyutta inceleniyor, üzerimizde en fazla hakki olanda ayette sayilan özelliklerden en fazlasina sahip olan komsulardir.
Hz Aise annemiz, "Ya Rasulallah bir hediye verecegim, hangi komsuma vereyim" dediginde yakin komsuyu isaret etmistir.
Davet edildigi konusunda da, önce davet eden ve yakin komsuyu tavsiye etmistir.
Hani hep söyler dururuz Hz. Ali (r.a) sözünü
Kur’an ve sünnet kapi çalmayida devlet kurmayida ögretir insana...
Komsuluk iliskilerine de genis genis yer verilmis dogal olarak.
Yalniz yine Hz. Ali R.A
Rivayetinden "komsu sesinin duyulabildigi yerdir" ifadesiyle bugün yasadigimiz cografyada, gerek basin yayin organlari gerek sinirlarin kaldirilmasi uzak komsuluguda yakinlastirmis evimizin içine kadar sesleri çigliklari girmistir. Yüregimizi daglayip yangin yerine çevirmekte .
Ayni derecede sorumlulugumuz oldugunu düsünecek olursak nicedir halimiz...
Gerek siyasi tutarsizliklar gerek insani yozlasmalar
insanimizi hatta doga ve tüm canlilari isgal altina almis, her ne kadar çigliklari duysakta baska bir felaketle üzeri örtülüp, adeta alistira alistira duyarsizlastirilip elimizden hiçbir sey gelmiyor safsatasina inandiriliyoruz. Maalesef ki.
Tekvir suresinin kiyamet sahnelerini siirsel bir dille tasvir ettigi ilk yedi ayetten sonraki, sekiz ve dokuzuncu ayetler konunun önemini bir kez daha ortaya koymakta ve ilk yedi ayetten daha da manidardir sorumluluk açisindan ”Diri diri gömülen kiza hangi suçtan gömüldügü soruldugu zaman”
Onun hesabini soracak olan Rabbimiz günümüzde yasananlarin “hiç birgün yok ki vahset yasanmasin."
“hesabini soracak elbette ve muhatabi bizler olacagiz o günün dehsetinden korusun.
Kaldi ki yanibasimizdaki komsularimizla ilgili sorumlulugumuzun da yerine getirilebilmis oldugunu söylemek ne kadar çare çözüm üretebiliyoruz tartisilir. En duyarli olanlardan oldugumuz kanaati agir bassa bile.
Hele ki apartmanlara mahkum edilmisseniz, birde geçim sikintisindan komsulariniz yaslisi, genci çalsiyorsa vardiyeli, vardiyesiz;
apartmanda kimlerin yasadigini dahi bilemiyorsunuz bu aci tablo yasaniyor günümüzde.
Dolayisiyla komsuluk iliskileriniz sorumluluklariniz da asrin tuzaklarindan nasibini aliyor.
Yaygin yerlesimin yerini alan sefertasi yerlesim; kabin içinde nelerin oldugunu bal mi, zehir mi tasindigini kamufle ediyor malesef ki..,
Aise annemizin bahsettigi ve bizlerinde çocuklugumuzu tadi damagimizda kalarak yasadigimiz bahçeli komsulu evlerimizi mumla arar olduk;
Hatiralar film seridi gibi geçiyor önümüzden; hep geçmise özlem duyarak yasiyoruz.
Ah o komsuluklar!!! diye diye.
Birbiri için mali cani ortada olan akrabaliklar komsuluklar çikmiyor aklimizdan.
Amcamin henüz yeni dogmus torunu havale geçiriyor diye rahmetli annecigimin sihhiye olan amca ogluna yalinayak haber vermek için kosmasindan bahseder büyüklerimiz.
Bizler yeni nesillere eli kolu baglanmis çaresizligimizi mi anlatacagiz, nasil moral motivasyon olacagiz;
Velevki ehlimiz evladimizla çirpindik çabaladik karinca misali...
Gelecek nesiller neyi yapip edip aktaracak kendilerinden sonrakilere.
"Komsusu açken tok yatan bizden degildir" hadisini nasil tefsir edecegiz etrafimizda milyonlarin aç açik, sokaklarda barinan evsiz barksizlar varken...
Kuran ve sünnetten uzak kalisimizin faturasini ümmetçe ödüyoruz;
Oysa Islam bes degerin korunmasina büyük önem vermistir. Kur’an ve sünnete birçok hüküm, talimat ve tavsiyelere yer vermistir.
Bunlar:
YASAMA HAKKI,
DIN,
MAL,
NESIL VE AKLIN KORUNMASI gereken degerlerdir.
Kendi degerlerimizi haklarimizi korudugumuz gibi etrafimizdaki hak sahiplerinin “komsularimizin” degerlerinide koruyup gözetmeliyiz ki bu Rabbinizin bize yükledigi sorumluluklardir imtihan vesilesidir ve imani bir konudur.
Rabbimiz Kur'an ve sünnet isiginda bir hayat nizami kurmayi, yasamayi ve yasatmayi lutfetsin.
Vesselam ...