Menü Doğrulanmış Bilgi, Tarafsız Haber, Medya90’da!
MURAT FIDAN

MURAT FIDAN

Tarih: 18.02.2022 20:45

BIR NUR TALEBESINDE SAYET BIR KUSUR OLSA, ÜSTAD'I VE RISALE-I NUR'U BAGLAMAZ VE KUSUR IZAFE EDILEMEZ.

Facebook Twitter Linked-in

Türkiye ve Dünya’da ilmiyle taninan Siirt Tillo mesayihinden, binlerce alim yetistirmis ve halende binlerce talebesi bulunan büyük alim Molla Burhan Yildirim efendi anlatiyor:

Medreselerimizde bütün ögretici kadrosu dahil ögrenciler Risale-i Nur okuyorlar. Birlikte her cumartesi günü iki ders yapiyoruz. Risale-i Nurlar Kur’ânin bu asirdaki mu’cize-i mâneviyesi ve hos bir tefsiridir. Herkes kabiliyetine göre hissesini almaktadir. Müptedi olan da, müntehî olanda… Ben diyorum ki, hiç anlamayanlar bile gelsinler, Üstadin o mübarek kelimelerinden istifade etsinler. Nurlarin öyle bir hasiyeti vardir ki, hiç kimse hissesiz kalmaz masâallah… Kalbi nurlandiricidir. Allâmeler de istifade ederler, mutavassitlar da, yeni baslayanlar da...

Artik hocalarimiz da Risalelere sahip çikiyorlar, okuyorlar ve istifade ediyorlar. Buranin mühim bir misyonu da ilim erbabi arasindaki ittifaki saglamis olmasidir. Nurlar ilim dünyasina kuvvet veriyor, bakiyorlar ki, Kur’ân tefsiridir, sariliyorlar. Sadece bizim kursumuzda degil, bütün çevrede kabul görüyor, yayginlasiyor.

Üstad’in müceddidiyeti noktasinda aslâ süphe edilemez. Hani bazan diyorlar ki, Üstad sudur, veya budur, Mehdîdir, Mücedddittir. Ben diyorum ki, Üstad 6000 küsur sayfalik ilim ve irfan hazinesiyle, hayati, fikir ve mücahedeleriyle ortadadir. Elbetteki anlasilacaktir, anlamaya da mecburuz. Elhamdülillah biz anlamisiz…

Söyle bir misâl verelim; Gavs-i Hizan seyyid sibgatullah el-Arvâsî  (Kaddesallahu Esrârehû) gibi…Bir siir vardir, O’nun Halifelerinden Molla Halid-i Ölekî’ye (K.S.) ait. Der ki :” Der senâyes cüz Nübüvvet ez kemâlât-i beser. Kul velâ tahse…” (Nebîlik disinda beser kemâlatina dair O’nun (Gavs-i Hîzânî’nin) hakkinda ne söylersen söyle, korkma, deger.” Yani nübüvvet hariç hangi vasifla, ister Gavs, ister baska bir sifatla zikredersen et, söyle ve korkma, yeridir. Ben de diyorum ki, Üstad Bediüzzaman için de Nübüvvet disinda bütün vasiflar lâyikdir. Öyledir yani, yeridir de. Yemin ediyorum, lâyiktir Vallahi…

Diyelim ki, Nur talebelerinde sayet sahsî kusurlar varsa, Üstadi ve Risale-i Nuru baglamaz ve Ona bir kusur izafe edilmez. Biz Zeyd ve Amr’in (Arapça ve özellikle Islâm Fikhinda Iki temsilî sahis olarak derslerde kendilerine rol ve sifat yüklenen ‘A’ ve ‘B’ sahislari temsil eden simge isimler gibi ) penceresiyle, mir’atiyle o meseleye bakmiyoruz ki…Baska bir adla, nazarla bakiyoruz biz nurlara…Meselâ Risale-i Nur’a mensup olan Zeyd’in kusuru olabilir ve onu baglar. O ummandan bir zerre almistir, kusurlu olabilir, benim de kusurum olabilir.

Üstadimiz  bediüzzaman buyuruyorlar ki: "Risale-i Nur, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimizin nuranî mesrebini ve Sahabe-i Kirâmin âlî seciyesini beyan eden bir nur ve feyiz hazinesidir. Iste bu mezkûr vaziyet, bugünkü dünyaya tap taze, nuranî bir hayat ve yepyeni bir veçhe vererek su hakikati gösteriyor ki: Çoktandir birbirine muariz zannedilen ehl-i mekteple ehl-i medreseyi ve ehl-i tekkeyi, Risale-i Nur tevhid ve telif ediyor. Hem de, muaraza halinde olan sarkla garbi baristiriyor.” 

Yüz sene önce hârika çareler göstermis ve müessir reçeteler sunmus; cehâleti, fakr u zarureti, ihtilaf ve ayriliklari yok etmenin çözüm yollarini göstermis. Acaba bunlar uygulansaydi, bu günkü manzara ve tablo ortaya çikar miydi?

Kesinlikle yasanmazdi bütün bunlar. Üstadin reçeteleri tatbik edilseydi, kat’iyyetle olmazdi bunlar. Mümkün degil simdiki sikintilar yasanmazdi, çok daha farkli olurdu.
“Bu ilimleri tahsil edenler, Risale-i Nuru daha çabuk kavriyorlar. Öyle noktalar ve nükteler var ki, bu ilimler onlarin anlasilmasini kolaylastiriyor, çabuklastiriyor...

Kur’ân ve Sünnete dayali olan Risaleler, bu ilimler vasitasiyla çabuk ve hizli çözülebilmektedir. Öyle yerler var ki, anlasilmasi güç bölümler, meselâ Isârâtü’l I’caz gibi kisimlarin anlasilmasi oldukça zordur. Bu ilimler sayesinde bazi tabirat ancak anlasilabilir. Mümkün degil onlarsiz anlamak. Kizil I’câz nasil anlasilacak. Belirli istilah ve tabirat bilinmeden… Talebelerimiz zekidirler ve Nurlari çok iyi anliyorlar bu ilimler sayesinde...

Ben hep söylüyorum, bizler Arapçayi daha iyi biliyoruz, ama Türkçesinden, Üstadin mübarek agzindan döküldügü gibi okumak ve dinlemek daha feyizli oluyor. O hakiki ibareleri daha tesirli oluyor. Allah razi olsun Ihsan Kasim’in Arapça tercümeleri de var, onlardan da okunuyor, ama biz Türkçesinden, yani orijinalinden ders yapmayi tercih ediyoruz. Müderrislerimiz, hocalarimiz Arapçasini daha iyi anlamis olsalar bile Türkçeyi tercih ediyoruz.Ihsan Kasim’in da Arap âleminde apayri hizmetleri oluyor elbette, Allah kendisinden razi olsun...


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —