Menü Doğrulanmış Bilgi, Tarafsız Haber, Medya90’da!
Prof.Dr.Semsettin DURSUN

Prof.Dr.Semsettin DURSUN

Tarih: 30.05.2022 23:06

Bilgi-servet-iktidar ve insan

Facebook Twitter Linked-in

Hayat, üç parametre üzerine insa olmustur: Bilgi, servet ve iktidar. Hayatin insasinda bu üç parametre, olumlu yönde katki yaptigi gibi, olumsuz yönde de etkileyebilir. Bu parametreleri tek-tek inceleyelim:

1.Bilgi. Bacon der ki: “Bilgi, güçtür.” Dolayisiyla bilgili insan, güçlü insandir. Bilgi, pozitif yönde degerlendirilirse, insanligin insasinda önemli bir katki yapar. Bilgi, olumsuz yönde kullanilirsa, “Hirosima ve Nagazaki” gibi sehirleri tarihten silecek kadar tahrip gücü yüksek bir atom bombasina dönüsür. O bakimdan “önce insan” diyoruz. Iyi insan yetistirilmelidir. Varlik dünyasini tahrip ve imha eden de imar ve insa eden de sonuçta insandir. Bizler “öce insan” diyerek, bütün enerjimizi bilgili ancak iman ve irfan yüklü insan yetistirmek durumundayiz. Ibn-i Haldun ise, “Bilgi erdemdir” der. Dolayisiyla bilgili insan, Erdemli insandir. Eger bireyin bilgisi onu erdemli yapmiyorsa, bilgili zannedilen kisi, “sirti kitapla yüklü merkepten” farksizdir. Insanligin imarinda ve insasinda önemli katkilari olan iman, irfan ve ihsan yüklü bir bilgiyle donanmis ideal sahibi bir nesle, bir gençlige bütün bir insanlik, su gibi hava gibi ihtiyaci vardir. Mimar Turgut Cansever der ki: “Bir sehri imar ederken o sehirde yasayan gençlerin ihya edilmesini ihmal ederseniz, ihmal ettiginiz gençler, imar ettiginiz sehri imha ederler.” Dolayisiyla ihmal, imha getirir ve ihya ise, insa ve imar eder. Sehirlerimizin imari, gençlerimizin ihyasi ile kemale erer. Sehirler, insanlar içindir. Gayesiz, inançsiz, idealsiz, benmerkezci bir gençlik, içinde yasadigi en mükemmel sehri yasanmaz hale getirir. Çünkü, “Insan, zübde-i alemdir.” Yani alemin özüdür. Alemin özü olan insan bozulursa, bütün sehirlerimiz ve varlik dünyamiz bozulur. Onun için neslimizin islahi, gelecegimizin insasi, arzin imari ve varlik dünyasinin ihyasi bizim sorumlulugumuzdadir. Bu sorumlulugu kusanan gençlik, gelecegimizin teminatidir. “Allah ile iliskisi kulluk, insanlarla iliskisi ahlak, adalet, erdem ve evren ile iliskisi emanet bilinci” olan bir nesil yetistirmek durumundayiz. Böyle bir nesil, bütün insanligin yararinadir. Her insan, kendi çaginin çocugudur ve çaginin imarinda ve insasinda sorumlulugu vardir.

2.Servet. Bilgi gibi servet de insanligin imarinda ve insasinda pozitif yönde kullanilabilecegi gibi, varlik dünyasinin tahribinde ve imhasinda kullanilabilir. Eger servet Hz. Ebubekir gibi bir sahsiyetin elinde olursa, bu servet mazlumlarin, magdurlarin ve masumlarin kurtulusuna ve insanligin imarina ve insasina katki yapar. Yok eger kapitalist dünyanin yetistirdigi Soros gibi bir kisinin elinde servet olursa, bu servet; dünyadaki kaoslara, savaslara ve tahribatlara neden olur. Burada asil olan yine “iyi insan” yetistirmektir. Eger servet insana hükmederse, Servet özne ve insan nesne olur. O zaman servet hâkim insan mahkûm olur. Servetin elinde insan oyuncak olur. Bu insanligin felaketi demektir. Eger insan servete hâkim olursa insan özne, servet nesne olur. Bu yaratilis fitratina uygun dogal bir durumdur. Olmasi gereken de budur. Servete hâkim olan ve onu yönlendiren insan eger dört basi mamur, iman ve irfan yüklü erdemli bir kisilige sahipse, insanligin insasina ve imarina büyük katkilar yapacagi muhakkaktir.

3.Iktidar. Bilgi ve servette oldugu gibi, iktidar da çok önemli bir parametre olarak karsimizda durmaktadir. Iktidar gücü bireyi esir aldiginda, Iktidar özne ve insan nesne olur. Nesne olan insan, baskalasir ve kendi olmaktan çikar. Bu güç; bazen makam-mevki, bazen kariyer-statü olur. Zamanla “güç zehirlenmesine” ve bazi ahlaki sapmalara neden olur. Bir sinsi virüs gibi, bazi davranislarimiza yansir; ancak farkinda bile olmayiz. Daha sonra zihnimizi isgal eder ve kalbimize yerlesir. Bedenimizin “Baskenti” hükmünde olan kalbimize yerlestikten sonra, “güç zehirlenmesini” normal-dogal bir seymis gibi karsilariz. Böylece baskalasan bir kimlige bürünmüs oluruz. Isin garip tarafi, bu baskalasimin farkinda bile olmayiz. Bundan sonra hâkimiyeti altina girdigimiz güç, mesru ve dogal bir güç olarak telakki edilir. Eger iktidar gücüne birey hâkim olur ve bu birey; sorumluluk bilincine sahip, soran, sorusturan, analiz eden, tetkik ve tahkik eden, Ben-merkezci degil Biz merkezci düsünen, kendini degil Milletin-Ümmetin maslahatini her seyin üzerinde tutan, Iman ve irfani esas alarak olaylari ve olgulari “Hikmetle” degerlendiren, vizyon ve misyonu olan bir kisilige sahipse; iktidar gücü, Milletin ve Ümmetin insasini ve imarini gerçeklestirecegi muhakkaktir. Bütün bir insanlik, böyle bir nesli özlemektedir. Asr-i Saadet nesli böyle bir nesildi. Çagimiz böyle bir nesli beklemekte, Mazlumlarin ve magdurlarin özlemi ve duasi hep bu yöndedir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —