TÜLAY GÜREL

Tarih: 25.01.2026 09:06

Ataerkil Toplumun Anaerkil Babası: Ülkü Abla

Facebook Twitter Linked-in

 

Ülkemizde ve dünyada, annelerin annelik görevlerinin yanında babalık sorumluluğunu da üstlenmek zorunda kaldığı bir çağda yaşıyoruz.
Babalık görevini omuzlayan anneler, her ne kadar özlerine uygun bir yaşam sürmek isteseler de hayatın ve şartların gerekliliği nedeniyle “ata” rolünü de üstlenmek durumunda kalıyor.
Aslında bu kadınların üstlendiği roller; çoğu zaman sessizce taşınan, fedakârlığın en sade ama en güçlü hâlini yansıtan, toplumu ayakta tutan görünmez bir emektir. Bu emek, toplum olarak daha derin bir anlayış ve ortak bir bilinçle görülmeyi hak eder.
Ancak analık ve atalık görevini bir arada yürüten anneler, kendilerini çoğu zaman geri plana atar. Çünkü evlat ve toplum bilinci, onlar için her şeyin önünde gelir.
Tarih boyunca Türk kadını yalnızca evin değil, milletin de taşıyıcısı olmuştur.
Savaşta cepheye mermi taşıyan, yaralı saran, tarlayı süren; savaş öncesinde hazırlığı yapan, savaş sonrasında ise yıkılanı ayağa kaldıran yine kadın olmuştur. Bu güç, gürültüyle değil; kararlılıkla ortaya çıkmış, görünmeden ama vazgeçilmeden var olmuştur.
Bugün içinde bulunduğumuz çağ ise adı konmamış mücadelelerin; ekonomik, sosyal ve ahlaki bir savaşın göstergesi niteliğindedir. İşte tam da bu dönemde mahallesini, insanını ve değerlerini ayakta tutmak için mücadele eden Ülkü Abla gibi kadınlar; geçmişin direncini bugünün sorumluluğuyla birleştiren çağdaş kahramanlardır.
Bursa’nın Nilüfer ilçesine bağlı Kızılcıklı Mahallesi Muhtarı Ülkü Abla, bu dönüşümün yaşayan ve nefes alan en güçlü örneklerinden biridir.
O; mahallenin ablası, kardeşi, annesi ve gerektiğinde babasıdır.
Kısacası aileyi ayakta tutacak bütün görevleri üstlenmiş, çok kıymetli ve çok değerli bir muhtardır.
Mesai saatleriyle sınırlı kalmayan, bitmeyen bir emeğin sahibidir.
Teknolojinin tüm imkânlarını kullanarak mahallesinin hedef ve hedef kitlesine uygun iletişim ağları kurar; bu ağlar sayesinde komşuluk bilincini yeniden canlandırır, aile bağlarının güçlenmesine vesile olur.
Nüfusu bazı ilçelerle yarışacak büyüklükte olan Kızılcıklı Mahallesi’nde hem muhtarlık görevini yürütür hem de kurucusu olduğu Kızılcıklı Kadın Derneği’nin yönetimini yine bir kadın başkana emanet ederek yol gösterici olmaya devam eder. Gücü paylaşmayı bilen bir anlayışla…
Muhtarlık bahçesi ve muhtarlık sahası içerisinde, hava şartlarına göre kurulan Çarşamba Pazarı; özellikle kadınların evde ürettikleri ürünleri satarak harçlıklarını çıkarabilmelerine imkân tanır. Bu pazar, aynı zamanda dernek çalışmaları için de güçlü bir dayanışma alanıdır.
Ülkü Abla, mahallesine yeni taşınan aileleri ziyaret eder.
Aileyi tanır, ihtiyaçlarını ve yetkinliklerini öğrenir; engellisinden yaşlısına, gencinden çocuğuna, eğitim arayandan iş arayana, hastasından askere gidenine, düğününden cenazesine kadar büyük bir ailenin tüm hâllerini mahalle içinde yaşatmaya çalışır.
Stratejik planlaması, disiplini ve en önemlisi kalbiyle…
Kızılcıklı Mahallesi’ni; geleneklerini, göreneklerini ve mahalle kültürünü yaşatabilen örnek bir mahalle olarak tanıtmak için var gücüyle çalışır.
Bir detay var ki anlatmadan geçmek olmaz…
Ülkü Abla’nın mini bir elektrikli arabası vardır. Arka camında ise şu cümle yazar:
“Büyüyünce TOGG olacağım.”
Bu küçük ama çok anlamlı mesajla hem geleceğe dair hedefini hem de yerli ve millî üretimin önemini topluma sessiz ama güçlü bir dille anlatır. Yerli üretim ve bilinçli tüketim farkındalığını mahalle kültürünün bir parçası hâline getirir.
Bir milletin kalkınabilmesi için önce sağlıklı bir aileye,
sonra güçlü bir mahalleye
ve ardından bilinçli bir topluma ihtiyacı vardır.
Eskisi gibi el ele, gönül gönüle…
Kızılcıklı Mahallesi’nde bunlar başarılmıştır.
Şimdi tanıtma zamanı.
Bu yazı, bir köşeye not düşmek ve bu emeği görünür kılmak içindir.
Çünkü bazı insanlar sadece görev yapmaz;
yaşam inşa eder.
Ülkü Abla da onlardan biridir. 🤍
Özel Gereksinimli Bireyler Derneği Başkanı
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —