Levent Hüdayi TOPALOĞLU

Tarih: 09.01.2026 08:58

Hayal, Dua ve Hüküm: İnsanın Sınırı Nerede?

Facebook Twitter Linked-in

Dua ve teslimiyet arasında tefekkür eden insan silüeti

İnsanın İradesi Nerede Biter, İlâhî Kudret Nerede Başlar?

Modern çağda sıkça tekrar edilen bir söylem vardır:
“Bir şeyi hayal et, olmuş gibi düşün, evren seni o şekilde algılar ve isteğin sana gelir.”
Bu söylem, ilk bakışta masum bir motivasyon dili gibi görünse de, iman açısından ciddi bir yer kaymasına yol açmaktadır. Çünkü bu yaklaşımda, insan farkında olmadan yaratma yetkisini kendi zihnine, hayaline veya “evren” denilen müphem bir güce atfetmeye başlar.
Oysa İslâmî iman çizgisinde mesele çok daha nettir.

Hayal Nedir, Ne Değildir?

Hayal:

Bir niyet biçimidir
Bir yöneliştir
Bir talep hâlidir

Ama hayal:

Yaratıcı değildir
Oldurucu değildir
Kader belirleyici değildir

Bu nedenle doğru ifade şudur:

Hayal etmek bir duadır; o kadar.
Hayal, duanın kalpteki şeklidir.
Ama duayı icabetle karıştırmak, kulun sınırını aşmaktır.

Kulun Yeri: Çaba ve Kesb

İnsan:
Düşünür
İster
Hayal eder
Çabalar
Sebeplere sarılır
Bu, kulun görevidir.
Tasavvuf ve akaidde buna kesb denir. Yani kulun elinden geleni yapması.

Kul:
Tohumu eker
Toprağı hazırlar
Zamanı bekler
Ama şunu bilerek yapar:
Yeşertmek onun işi değildir.

Hüküm Kimin?

İslâm’da hüküm nettir:
Hüküm Allah’ındır.
Veren O’dur
Vermeyen O’dur
Erteleyen O’dur
Başka bir şeye çeviren O’dur
Kur’an bu konuda son derece açıktır:
“Allah dilediğini yapar.”
Dolayısıyla:
İnsan istedi diye Allah vermek zorunda değildir

Dua, Allah’a emir değildir
Hayal, kaderi zorlayan bir araç değildir
Allah:
Hikmete göre verir
Hikmete göre vermez
Hikmete göre geciktirir

Dua Sonuç İçin Değil, Vakti Geldiği İçin Edilir

İnsanların çoğu duayı şöyle algılar:
“Bir şey olsun diye dua edilir.”
Oysa daha derin bir iman şunu söyler:

Dua, vakti geldiği için edilir.

Misal:
Hasta oldun
Bu, şifa isteme vaktinin geldiğini gösterir.
Ama dua:
“İlla iyileşeyim” dayatması değildir.
“Allah’ım hasta oldum, şifa sendendir” demektir.
Şifa gelirse:
Elhamdülillah
Gelmezse:
Yine Elhamdülillah
Çünkü iman sahibi bilir ki:
Vermemek de bir lütuftur, geciktirmek de.

Sonuca Şart Koymayan Dua

Gerçek dua şunu söyler:
“Ya Rabbi, ben kulum.”
“İsterim ama hükmetmem.”
“Talep ederim ama dayatmam.”
“Sonucu Sana bırakırım.”
Bu noktada dua:
Bir pazarlık değil
Bir talimat değil
Bir zorlamadır hiç değil
Dua:
Kulluğun dile gelişidir.

“İstemek ibadettir; oldurmak değil. Hüküm, her hâlükârda Allah’ındır.”

“Evren” Söyleminin Tehlikesi

“Evren verir”, “frekans verir”, “bilinç yaratır” dili:
Faili belirsizleştirir
Kudreti dağıtır
Tevhidi zedeler
İslâm’da böyle bir ara güç yoktur.
Yaratan Allah’tır
Olduran Allah’tır
Sebepleri yaratan da Allah’tır

Evren:
Emir alan bir mahlûktur
Emir veren değildir

Sağlam Denge: Ne Tembellik, Ne İlahlık

Bu iman anlayışı:
“Hiçbir şey yapmayayım” demez
“Her şeyi ben yaparım” da demez
Der ki:
“Ben çalışırım, O diler.”
İnsan:
Sorumludur
Ama mutlak kudret sahibi değildir
Bu denge bozulduğunda:
Ya kader inkâr edilir
Ya kul tembelleşir
Doğru çizgi:
Çaba + Dua + Teslimiyet

Hayal:
Bir duadır

 

Bu bakış açısı, yazarın daha önce kaleme aldığı “Hayatın Fani Olduğu Gerçeğine Göre Yaşama Felsefesi” başlıklı yazıda, gündelik hayata nasıl ölçüye dönüştürülebileceği yönüyle ele alınmıştı.

Dua:
Bir kulluk hâlidir

Sonuç:
Allah’ın hükmüdür

İman sahibi için mesele şudur:
İstemek ibadettir, oldurmak değil.
Allah:
Dilerse verir
Dilerse vermez
Her hâlükârda hayırlıdır
Kulun vazifesi:
Rıza ile istemek, sonucu O’na bırakmaktır.
Bu çizgi:
Tevhidi korur
Kalbi sakinleştirir
İnsanı haddinde tutar
Ve en önemlisi:
Allah’ı Allah, kulu kul olarak yerinde bırakır.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —