Sokakta yürürken omuzlarımızı istemsizce kasıyoruz.
Çocuğumuzu parka gönderirken içimiz rahat etmiyor.
Toplu taşımada, trafikte, çarşıda, pazarda hep aynı duygu: “Ya başımıza bir şey gelirse?”
Çünkü artık karşımızda klasik suç örgütleri yok.
Daha da tehlikelisi var: örgütsüz, dağınık, tahmin edilemez bir tehdit.
Adı konulmamış bir terör türü…
Hırt terörü.
Bunların kimliği belli değil.
Bir liderleri yok.
Bir merkezleri yok.
Ama her yerdeler.
Banklara tekme atan,
çiçekleri kıran,
hayvana eziyet eden,
insana durduk yere sataşan,
öfkesini etrafa saçan…
Bugünün “hırtı”, yarının hırsızı, arsızı, hatta katili olabiliyor.
Toplum olarak çoğu zaman “bulaşmayalım” diyerek yolumuzu değiştiriyoruz.
Ama bu kaçış, ne yazık ki onlara cesaret veriyor.
Bugün şehirlerimizi huzursuz eden şey sadece ekonomi değil, sadece işsizlik değil.
Asıl sorun, kamusal alanın güvenliğini kemiren bu kontrolsüz davranış kültürü.
Artık insanlar şunu istiyor:
Sokakta korkmadan yürümek.
Çocuğunu güvenle okula göndermek.
Parkta rahatça oturmak.
Kendi ülkesinde tehdit altında hissetmemek.
Buradan yetkililere açık çağrımızdır:
Bu antisosyal şiddet diline karşı
– caydırıcı yaptırımlar,
– etkili rehabilitasyon,
– aile ve okul temelli eğitim,
– psikolojik destek ve ıslah mekanizmaları
gecikmeden devreye sokulmalı.
Çünkü mesele sadece asayiş değil.
Bu, toplumun huzur meselesidir.
Ve biz normal vatandaşlar olarak çok basit bir şey istiyoruz:
Güvende yaşamak.
Kategori: Toplum & Güvenlik