Geleneksel spor oyunları ve kültürel etkinlikleri kapsayan Etnospor Kültür festivali 7. Kez kapılarını açtı. Binlerce insanın ilgiyle takip ettiği ve severek katıldığı kültür festivali her yıl olduğu gibi bu yılda Atatürk Havalimanın da kültürümüzü yansıtan spor oyunları, gençlik oyunları ve kültürel sanat değerlerimizi sergilemeye başladı. Türkiye Cumhuriyetleri’nden de katılımın olduğu Etnospr’u her yıl olduğu gibi bu yılda takip ettim. Birçok kişiyle tanışıp görüştüğüm festival alanında ilgimi çeken ve ismini de ilk defa duyduğum bir geleneksel sanattan sizlere bahsedeceğim.
Hepinizin de bildiği gibi geleneksel sanatlar eski çağlardan bu yana insanlığın uğraş alanı olmuştur. Testi, çanak çömlek yapımı, demircilik, bakırcılık, kalaycılık, telkari, iğne oyası, debbağlık yani dericilik, dokumacılık, halı ve kilim dokuma, tezhip, ebru, hat, minyatür, çinicilik, ahşap oyma, cam ve taş işçiliği. Bunların hemen hemen hepsinden haberdardım ama ilk defa duyduğum ve karşılaştığım sanat ise tarihi geçmişi milattan öncelere dayanan “Kazaziye” Belki bilenlerimiz mutlaka vardır bu sanatı. Ancak ben ilk defa dün öğrendim Etnospor Kültür Festivali’nde geleneksel sanatların sergilendiği alanda karşılaştığım bir stantta. Dikkatimi çeken bu sanatın hiç de öyle kolay yapılır tarafı yok gibiydi. Emek ve sabır isteyen bir sanat gibi duruyordu. Biraz araştırma yaptım kazaziye nedir nelerden ve nasıl yapılır diye sonrasında bu yazı ortaya çıktı. Şimdi hep birlikte kazaziye nedir, nasıl bir sanattır ona bakalım.
“Kazaziye, altın ve gümüş telin sabırla işlendiği, Anadolu’nun binlerce yıllık geleneksel el sanatı mirasıdır.”
Kazaziye ipek işi anlamına gelen, özel malzemeler ve dikkatli işçilik gerektiren yapımı esnasında özel maharet isteyen bir el sanatı. Bu sanatı icra edebilmek için kazaz teli, ipek iplik, örgü iğneleri ve çeşitli kaplar gerekiyor. Kazaz teli, gümüş ya da altın kullanılarak elde edilir. 24 ayar altın ya da 1000 ayar saf gümüş teller tercih edilerek yapılan kazaziye de çeşitli örgü teknikleri kullanılıyor.
Kazaziye sanatının ortaya çıkışı ve yaygınlaşmasıyla alakalı farklı bilgiler bulunuyor. Genel kanı M.Ö. 2800 yılının ikinci yarısında hüküm sürmüş olan Lidyalılardan Anadolu insanına miras kaldığıdır. Bu yönüyle Kazalık sanatının Anadolu kültürüne özgü, özgün bir el sanatı olduğunu ifade edenler var. Bir diğer görüşe göre de bu sanatın 1914 yılında Çarlık Rusya’sının orduları arasında Karadeniz’e gelen Kafkasyalı ustaların geri gitmemesi ve Trabzon civarına yerleşerek burada geliştirdikleri yönündedir.
Ancak Kazazlık Sanatı Osmanlı İmparatorluğu zamanında Anadolu’nun önemli ve farklı birçok yerinde yapıla geldiği bilinen bir gerçektir. Osmanlı devletinin zengin kesimlerinin ve sarayının önemli denilebilecek düzeyde taleplerine cevap vermeye çalışan çok sayıda kazaziye işi yapan esnaf Anadolu’da yaygın şekilde bulunuyordu. Cumhuriyet kurulduktan sonra bu sanatı sadece Trabzon civarında az sayıda insan devam ettirmiştir. Günümüzde ise çok az insanın bilebildiği ve üretimini sürdürdüğü bir el sanatı halinde devam ediyor.
Tamamen el emeği ürünü olan kazaziye yapılırken altın ve gümüş teller, içte kalan ipek ipliğin kıvrak şekilde tutularak sarma işlemi gerçekleştirilir. Bu sarma işlemi bittiğinde sarılmış telin kalınlığı ise 03–05 mm kadardır. Kazaziye ürünleri tamamıyla el yapımı ve el örgüsüdür. Bu el örgüleri, kişilerin kendi isteklerine göre yapılabilmektedir. Bu ürünler çok dayanıklı ve insan gücü tarafından da kırılmaz yapıya sahiptir. Bu sebeple çok dayanıklıdır. Standart bir kolye 100 kg insan gücünün kıramayacağı dayanaklığa sahiptir. Günümüzde de çok beğenilen, görenler tarafından dokunması mümkün olmayan bir işçilik olarak kabul edilen kazaziye ürünleri müthiş bir görsellik sunar. Görenleri hayrete düşüren muazzam işçiliği mükemmel bir sanat eseri olduğunun göstergesidir. Başlıca kazazlık ürünlerin arasında kolye, küpe, bileklik, madalyon, rozet, zincir, tespih başlığı ve tespih püskülleri gelir. Günümüzde bu sanatı yaşatmaya çalışanlar yeni bakış açılarıyla ürün yelpazesini geliştirerek çeşitlendirme gayreti içindeler.
Neredeyse bitme noktasına gelen kazazlık sanatı 2005 yılında Hollanda’nın Utreht kentinde düzenlenen “Multifestijn” Kültür Fuarı’na katılan Trabzonlu ustaların aldığı birincilikler bu sanatın yaşatılması için can simidi olmuştur.
Tamamen el emeği göz nuruyla yapılan kazazlık mesleğini icra edenler bu mesleğin ne kadar kıymetli bir meslek olduğunun farkındalar. Geçmişten bugüne kalan ve Dünya kültür mirasınca korunmaya alınması gereken nadide el sanatlarımızdan birisi olan kazazlık Sanatını sürdürmek isteyenlere sahip çıkmak gerekir. Bugün Kazazlık Sanatının devam etmesi ve yaygınlaşması için özellikle Trabzon’daki bazı kurumlar ve Trabzon Kuyumcular Odası kurslar düzenlemekte ve bu mesleği sürdürebilecek insanların sayısını artırmaya yönelik bir gayretin içindeler. Alın teri, el emeği, göz nuru kokan kazaziye ürünlerinin de alıcısı olmalı ki bu sanatı icra etmek isteyenler olsun.
Kategori: Geleneksel El Sanatları