“İt kağnı gölgesinde yürür de kendi gölgesi sanırmış”
Gücünü başkasının varlığından alıp sağa sola kabadayılık yapan, icazetle yürüyüp mucizenin kendi ayaklarında olduğunu sanan siyasi figürler Zelensky’nin durumuna düşer.
Putin savaştan önce Zelensky’i Amerikan üstlerini sınır boylarına, gözlerinin içine kadar sokmaması ve sınır güvenliklerini ihlal etmemesi konusunda defalarca kez uyarmıştı hatırlarsanız. Uyarılara meydan okuyan Zelensky ülkesini batının gazıyla savaşa sürükledi. Batının desteğinin sonuna kadar arkasında olacağı yönünde ikna edilmişti çünkü. Sonuç ortada. Batı, özellikle de ÇOK GÜVENDİĞİ ABD; Ukraynayı eksi bakiye ile yüzünün üstünde bıraktı…Kısaca Ukrayna “Midyata pirince giderken eldeki bulgurdan oldu.” Avrupa birliği üyeliği, Nato üyeliği gibi hayaller kurarken sınırlarından ve dahi belki de yeraltı zenginliklerinden oldu. Daha da önemlisi tam bağımsızlığını yitirip yarı sömürge bir ülke haline geldi.
Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen Zelensky Trump görüşmesinden tüm dünya milletlerinin ve devlet yönetimlerinin alacağı dersler var. Hem de büyük dersler…
Milletler açısından alınması gereken ders ; lider seçiminde öncelenmesi gerekenin liderin gençliği, karizması, sempatisi, ilgi alanları değil bunlardan ziyade siyasi birikimi, zekası , duruşu, dava bilinci, şuuru , milli ve manevi bir kimliğinin bulunması halleri olduğudur. Nihayetinde milletlerin sorumluluğu bir showmen seçmek değil vatanlarının çıkarlarını gözetecek bir devlet başkanı seçmektir.
Bir millet için devletinin ve devlet başkanının bu duruma düştüğünü görmek kadar acı bir şey yoktur -ki Zelensky güvenip “dolduruşu” ile sınırında ebeden komşu olacağı Rusya ile bağlarını kopardığı ABD başkanı tarafından çocuk gibi azarlanıp Beyaz Saraydan kovuldu. Bu görüntüler bize hiç bir devletin ABD başta olmak üzere başka bir devlete güvenerek komşuları ile kötü olmaması gerektiğini anlattı.
Günümüzde devlet ilişkilerinde duygulara, güvene yer olmadığını her vesile ile gözlemliyoruz. Amerika Esad’ın Suriye’den çekilmesi ve Rusya’nın Esad’a desteğini çekmesi karşılığı Ukrayna’dan desteğini çekmek ve ilhak edilen toprakların Rusya’ya verilmesi için elinden geleni yapmak için Rusya ile anlaştı belliki. Bu işten ekstra karlı çıkmak için de Ukrayna’nın yeraltı kaynaklarına göz koyup bu husustaki anlaşmayı Zelensky’nin önüne dayadı. Bu hali ile de Ukraynayı yarı sömürge haline getirmek için büyük bir adım atmış oldu. Tüm bu olanlardan devletler arası ilişkilerin çıkar ilişkileri ile şekil aldığı ve rüzgarın her an tersine dönebileceğini bir kez daha tecrübe ettik. Aynı şeyler Esad’ın Rusya’ya duyduğu güven için de geçerliydi. Kazanımlar karşılaştırıldığında Ukrayna sınırında ilhak edilen topraklara kolayca sahip olmak öncelenip Esad’a vatandaşlık hakkı tanınarak Suriye’deki Rus varlığı (güvencesi) sonlandırılmıştı.
Benzer bir durum Yunanistan açısından da geçerli. Evin şımarık küçük çocuğu modundaki Yunanistan ABD’nın Türkiye sınır güvenliğini zora sokabilecek tüm üst kurma taleplerini karşılıyor. Yine sadece ABD gücünü ardında hissettiği için Ege’de Kara suyu ihlalleri ve uçuş sahası ihlalleri gerçekleştiriyor. Ve Yunanistan tarihten ders almayıp sonunun iki millete, iki devlete de yaramayacağı gerçeğini ıskalayıp yine birilerinin sopası olma görevine soyunuyor.
Tüm bu olanlardan dünyanın alması gereken ders ise “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” değil o yılanın ilanihaye herkese dokunma ihtimali olduğudur . Tehlike arzeden büyük bir güç varsa onunla ancak güç birliği yapılarak baş edilebilir. Bu tüm dünya ülkelerinin düşünmesi gereken bir konudur.
Bir de kişisel çıkarımlar var. İnsanın kendi yeteneklerinin, kendi vizyonunun , ufkunun, taşıyabileceği yükün farkında olması lazım. Çiğneyemeyeceği lokmaya talip olmaması gerek. Bu hayatın her alanında, herkes için geçerli bir kuraldır.
Son söz olarak diyeceğim şudur: Allah kerameti kendinden menkul proje siyasetçilerden ülkemizi korusun. İnşaatçı inşaatçılık yapsın, köfteci köftecilik, tiyatrocu da tiyatroculuk. Yoksa bakın sonuçları çok ağır oluyor!!!